Ancak uzun süre hareketsiz kalmak ve ekran karşısında yanlış pozisyonda vakit geçirmek, başta boyun ağrıları olmak üzere ileri aşamalarda yaşam kalitesini düşüren boyun fıtığı (servikal disk hernisi) riskini katlıyor.
Boyun ağrısının artık modern çağın en büyük pandemilerinden biri haline geldiğini belirten Özel Sağlık Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Bülent Bozyiğit, bu sinsi rahatsızlığın sadece fiziksel acı vermediğini; aynı zamanda ciddi iş gücü kaybına, sosyal izolasyona ve psikolojik sorunlara yol açtığına dikkat çekti.
Vücudun Alarmına Kulak Verin: "Her Saat Başı Boynunuzu Hareket Ettirin"
İskelet sistemimizi ayakta tutan ve destekleyen en temel yapıların kaslar olduğunu, ancak hareketsiz yaşam tarzı nedeniyle bu kasların zamanla zayıfladığını dile getiren Op. Dr. Bülent Bozyiğit, beyaz yakalı çalışanlar için hayati uyarılarda bulundu:
"Geçmiş yıllarda sanayi ve teknoloji bu kadar yoğun değilken, masa başı çalışan beyaz yakalı nüfusu bu denli fazla değilken, bu tip omurga rahatsızlıkları nispeten daha az görülüyordu. Fakat günümüzde hareketsizlik, birçok kronik hastalıkta olduğu gibi boyun fıtıklarında ve kronik boyun ağrılarında en temel tetikleyici nedendir.
Bilgisayar karşısında uygunsuz, öne eğik pozisyonda saatlerce oturmak boyun kaslarında güçsüzlüğe neden oluyor. Kaslar ne kadar zayıf olursa, omurgaya ve disklere binen yük o oranda artıyor. Unutmayın, bir yerlerinizde ağrı varsa bu vücudunuzun size verdiği bir alarmdır. Bu alarmı susturmak için mutlaka saatte bir kez çalışmaya ara verip boynunuzu öne, arkaya, sağa ve sola doğru hafifçe hareket ettirmeli, ofis içinde kısa süreli yürüyüşler yapmalısınız."
Her Fıtık Ameliyat Demek Değil: "Önce Konservatif ve İlaç Tedavisi"
Boyun hastalıklarının ortaya çıkmasında duruş bozukluklarının yanı sıra genetik yatkınlığın da önemli bir payı olduğunu belirten Op. Dr. Bülent Bozyiğit, tedavi süreçlerinde izledikleri yol haritasını anlattı. Doğru tanının, doğru tedavinin ilk ve en önemli adımı olduğunu vurgulayan Bozyiğit, şu aşamalara dikkat çekti:
-
Detaylı Klinik Muayene: Hastanın ağrısının genetik mi, yapısal mı yoksa tamamen mekanik bir duruş bozukluğundan mı kaynaklandığı çok iyi analiz edilmelidir.
-
İlaç ve Boyunluk Desteği: İlk aşamada hastanın durumuna göre yangıyı ve ağrıyı azaltacak ilaç tedavisi başlanır. Boyun omurlarına binen yükü hafifletmek için boyunluk önerilebilir. Ancak kasların daha fazla zayıflamaması için boyunluğun çok uzun süre kullanılması tavsiye edilmez.
-
Fizik Tedavi Kombinasyonu: Eğer hastanın kollarında ve ellerinde yerleşik bir güç kaybı yoksa, konservatif tedavi dediğimiz ilaç ve kişiye özel fizik tedavi programlarına öncelik verilir. İleri görüntüleme yöntemleri olan MR veya tomografide fıtıklaşma görülmesi, hastanın hemen ameliyat masasına yatacağı anlamına gelmez.
Bıçak Altına Yatmadan Çözüm: Ameliyatsız Nokta Atışı Teknolojiler
Hastanın cerrahi aşamada olmadığı ancak ağrılarının ilaçla geçmediği durumlarda devreye giren modern teknolojik yöntemler, hastaların hayatını konforlu hale getiriyor. Özel Sağlık Hastanesi bünyesinde başarıyla uygulanan ve algolojik (ağrı tedavisi) işlemler olarak adlandırılan ameliyatsız yöntemlerin detayları:
-
Nükleoplasti (Fıtık Buharlaştırma): Bu yöntemde, fıtıklaşan diskin içerisine özel bir elektrotla girilir. Fıtıklaşmış olan ve sinire baskı yapan doku radyo dalgalarıyla buharlaştırılarak ortadan kaldırılır. Böylece omurgadaki disk içi basınç düşürülür, baskı ve ağrı hızlıca azaltılır.
-
Radyofrekans Tedavisi: Belirlenen bölgeye uygulanan bu termal işlemle hem fıtık dokusu bir miktar küçültülür hem de bölgede sürekli ağrı sinyali üreten sinir uçları bloke edilerek kronik ağrıların önüne geçilir.
-
Nokta Atışı Epidural Enjeksiyon: Skopi cihazı eşliğinde direkt olarak sıkışan sinirin etrafına hedeflenen özel ilaç kombinasyonları verilir. Bu enjeksiyon sayesinde bölgedeki ödem çözülür ve hastanın ağrısı kısa sürede ortadan kalkar.
Cerrahi Kaçınılmazsa En Güvenli Yol: Mikrocerrahi Yöntemi
İlerlemiş fıtıklarda, özellikle ellerde ve kollarda güç kaybı, uyuşma ve kalıcı hasar riski başladığında cerrahi müdahalenin kaçınılmaz olduğunu belirten Op. Dr. Bülent Bozyiğit, boyun gibi milimetrik ve hassas bir bölgede mikrocerrahi yöntemiyle mükemmel sonuçlar elde ettiklerini söyledi:
"Mikrocerrahi yönteminde, çok küçük bir cilt kesisi açarak gelişmiş mikroskoplar ve özel mikro-cihazlar kullanıyoruz. Bu sayede çevre kas, damar ve sinir dokularına hiçbir zarar vermeden, doğrudan omurgadaki sorunlu diske müdahale edebiliyoruz. Operasyon öncesinde skopi cihazıyla boynun iç yapısını 3 boyutlu olarak inceleyerek tam nokta tespiti yapıyoruz.
Bu yöntem mikroskobik düzeyde minimum doku travmasına neden olduğu için hastanın iyileşme, ayağa kalkma ve taburcu olma süresi radikal şekilde kısalıyor. Hasta ameliyattan sadece bir gün sonra evine dönebiliyor. Sürekli yatak istirahatine mahkum kalmadan, temel günlük ihtiyaçlarını tek başına karşılayabiliyor. Yaklaşık 2 haftalık boyunluk kullanımının ardından fizik tedavi desteğiyle normal hayatına kaldığı yerden devam ediyor. Başarı oranı çok yüksek olan bu mikroskobik yöntemde hastalığın nüks (tekrarlama) etme oranı ise yok denecek kadar azdır."
Op. Dr. Bülent Bozyiğit, boyun fıtığı ameliyatlarında geri dönüşü olmayan risklerin önüne geçilmesi adına, bu alanda yüksek klinik deneyime sahip ve benzer çok sayıda mikrocerrahi operasyonu başarıyla gerçekleştirmiş uzman hekimlerin tercih edilmesinin hayati önem taşıdığını vurgulayarak sözlerini tamamladı.


