CHP Örgütlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, düzenlediği basın toplantısında Türkiye'nin tarım ve gıda gündemine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Çiftçinin artan üretim maliyetleri ile düşük ürün fiyatları arasında ezildiğini ifade eden Sarıbal, iktidarın gıda enflasyonunu ithalat yoluyla üretici fiyatlarını baskılayarak düşürmeye çalıştığını kaydetti. İthalatın bir baskı aracı olarak kullanıldığını belirten yetkili isim, bu durumun halkı yoksulluğa, üreticiyi ise zorluğa mahkum ettiğini dile getirdi.
Toplantıda Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş ve belediye çalışanlarının gözaltına alınmasına da değinen Sarıbal, yargının siyasi baskı ve itibarsızlaştırma aracı haline getirilmemesi gerektiğini savundu. Kaçma ve delil karartma şüphesi olmayan durumlarda masumiyet karinesinin gözetilmesi gerektiğini ifade eden Sarıbal, adil yargılanma hakkı gereği gözaltındaki isimlerin derhal serbest bırakılması çağrısında bulundu.
Mazot maliyetleri ve tarımsal istihdamdaki büyük düşüş
Motorin fiyatlarının birçok ilde 80 lirayı aşmasının tarımsal üretimin her aşamasını derinden etkilediğini vurgulayan Bursa Milletvekili, mazotta acilen yeni bir destekleme modeline geçilmesi gerektiğini belirtti. 2026 yılı için çiftçiye öngörülen toplam 168 milyar liralık tarımsal desteğin yetersizliğine dikkat çekilirken, mevcut fiyatlarla çiftçinin sadece mazot giderinin 230 milyar liraya yaklaşabileceği uyarısı yapıldı.
Öte yandan Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre tarımsal istihdamda yaşanan devasa kayıp da rakamlarla ortaya kondu. 2002 yılından bu yana tarımda çalışanların sayısının 7,5 milyondan 4 milyon 560 bine gerilediği, yaklaşık 2 milyon 940 bin kişinin sektörden koptuğu aktarıldı. Bu tablonun küçük aile işletmelerini sistemin dışına ittiği ve Türkiye'nin gıda güvencesi açısından telafisi güç bir kayıp yarattığı ifade edildi.
Kayısı, kuru üzüm ve ayçiçeği üreticisi alarm veriyor
Tarım ürünlerindeki verim ve fiyat kayıplarına da değinen Orhan Sarıbal, 11 Nisan 2025'te yaşanan zirai don felaketi sonrası kayısı üretiminin yüzde 74 oranında azalarak 331 bin tona düştüğünü hatırlattı. Üretici ile tüketici arasındaki devasa fiyat farkının kabul edilemez olduğunun altı çizilirken, Kayısıbirlik ve Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) gibi kurumların acilen devreye girmesi gerektiği belirtildi.
Benzer bir durumun kuru üzüm ve ayçiçeği üreticileri için de geçerli olduğu, ithalat baskısının çiftçinin pazarlık gücünü zayıflattığı ifade edildi. Kuru üzümde artan maliyetler nedeniyle yeni sezonda kilogram başına en az 180 lira alım fiyatı beklenirken, ayçiçeği ithalatına yıllar içinde ödenen 31,7 milyar dolarlık faturanın yerli üreticiyi mağdur ettiği kaydedildi. Toplantı, çiftçi korunmadan tarımsal üretimin sürdürülemeyeceği ve halkın gıda güvencesinin sağlanamayacağı vurgusuyla sona erdi.


