Savaşın sadece enerji hatlarını değil, tarım ve gıda arz güvenliğini de tehdit ettiğini belirten Matlı, artan maliyetlerin tezgahlara yeni bir zam dalgası olarak yansıyabileceği konusunda uyardı.
Enerji Piyasalarındaki Sarsıntı Tarıma Doğrudan Yansıyor
Mart ayı itibarıyla Brent petrol fiyatlarının 100 dolar sınırını aşması ve Hürmüz Boğazı'ndaki lojistik riskler, Türkiye gibi enerji ithalatçısı ülkeler için maliyet baskısını artırdı. Başkan Özer Matlı, yaşanan süreci şu sözlerle özetledi:
"Orta Doğu’daki savaş ortamı; petrol ve doğalgaz üzerinden sanayiye; gübre, yem, lojistik ve navlun maliyetleri üzerinden ise doğrudan tarım ve gıda sektörüne yansıyor. Bugün enerjideki her dalgalanma, yarın tarlada maliyet artışı ve hasatta verim kaybı demektir."
Gübre Tedariğinde Kırılganlık: Vergi Düzenlemesi Üreticiye Moral Oldu
Hürmüz Boğazı'ndaki gerilimin üre ve amonyak gibi kritik hammaddelere erişimi zorlaştırdığını ifade eden Matlı, gübre fiyatlarında %20-25 aralığında bir artış gözlemlendiğini belirtti. Akaryakıt fiyatlarının 70 lira seviyelerinde seyretmesinin üreticiyi zorladığını vurgulayan Matlı, devletin attığı adımlara da değindi:
-
Gümrük Vergisi Hamlesi: 7 Mart’ta yayımlanan kararla üre gübresi ithalatındaki %6,5’lik gümrük vergisinin sıfırlanması, üreticiler için önemli bir destek oldu.
-
Maliyet Yönetimi: Tarımsal sürdürülebilirlik için bu tür teşviklerin zamanında alınması gıda istikrarı açısından kritik önem taşıyor.
Orta Doğu Pazarı: 4 Milyar Dolarlık İhracat Kalesi Risk Altında
Türkiye’nin gıda ihracatı için Orta Doğu’nun vazgeçilmez bir pazar olduğunu hatırlatan Özer Matlı, bölgeyle olan ticaret hacmine dikkat çekti. Özellikle Irak pazarının hububat, bakliyat ve yağlı tohumlar sektörü için lokomotif olduğunu belirten Matlı:
"Yaklaşık 4 milyar dolarlık ihracat hacmimiz bölgedeki gerilimden doğrudan etkileniyor. Bu süreçte ihracat performansımızı korumak adına pazar çeşitliliği artık bir tercih değil, zorunluluktur," dedi.
Yeni Dönem Stratejisi: "Bekle-Gör" Değil "Erken Önlem"
Bursa Ticaret Borsası olarak risk yönetiminin önemine değinen Başkan Matlı, şirketlerin finansal dayanıklılığını artırması gerektiğini savundu. Yeni dönemde 'bekle-gör' yaklaşımının geçerliliğini yitirdiğini ifade eden Matlı; kaynağı çeşitlendirme, riski dağıtma ve girdi tedarik güvenliğini sağlama odaklı bir anlayışın zorunlu hale geldiğini vurguladı.



