Paylaşılan verilere göre, savaşın başladığı ilk 60 gün içerisinde petrol ve doğalgaz fiyatlarında yaşanan ani yükselişler, Türkiye'ye 3 milyar dolar (yaklaşık 2,96 – 3,12 milyar dolar aralığında) tutarında ek bir ekonomik yük getirdi.
"Fosil Yakıtlar Hem İklime Hem Cebimize Tehdit"
Konuyla ilgili Antalya’da bir basın açıklaması düzenleyen 350 Türkiye ve Değişim Elçileri Antalya, Türkiye’nin dışa bağımlı fosil yakıt ithalatçısı olmasının yarattığı risklere dikkat çekti. 350 Türkiye adına değerlendirmelerde bulunan Ege Tok, mevcut tablonun sadece bir enerji güvenliği sorunu değil, aynı zamanda bütçe üzerinde büyük bir yük oluşturduğunu ifade etti.
Fosil yakıtların günümüzde sadece çevresel bir felaket değil, aynı zamanda doğrudan vatandaşın alım gücünü düşüren bir faktör olduğunu belirten Tok, şu ifadeleri kullandı:
"Halkın sırtına yüklenen bu ağır ekonomik maliyeti bitirmenin tek yolu, fosil yakıtlara olan bağımlılığı terk etmek ve adil bir enerji dönüşümünü başlatmaktır. Savaşın bedelini halklar öderken, petrol ve doğalgaz şirketlerinin savaşın ilk iki ayında 150 milyar dolardan fazla kâr elde etmesi kabul edilemez."
COP31 Öncesi Enerji Dönüşümü Çağrısı
Türkiye’nin 31. Birleşmiş Milletler İklim Zirvesi’ne (COP31) ev sahipliği yapacak olmasının, enerji politikalarında köklü bir değişim için stratejik bir fırsat sunduğuna işaret eden Değişim Elçileri Antalya temsilcisi Eylül Yaşar, "kırılgan sistem" vurgusu yaptı.
Yaşar, Türkiye'nin enerji bağımsızlığını inşa etmesi gerektiğini belirterek şunları söyledi:
"Bu sadece bir enerji krizi değil, aynı zamanda siyasi bir tercihtir. Türkiye, hem iklim değişikliğiyle mücadele etmek hem de mutfaklarımızdaki yangını dindirmek için başta kömür olmak üzere fosil yakıtlardan çıkışa yönelik somut bir yol haritası oluşturmalıdır. Ya fiyat şoklarına mahkûm kalmaya devam edeceğiz ya da güneşimizle, rüzgârımızla kendi enerji bağımsızlığımızı inşa edeceğiz."
Analiz Kapsamı ve Ekonomik Etkiler
350.org tarafından yapılan analiz, savaşın başlangıcından bu yana petrol ve doğalgaz fiyat ortalamalarını, ulusal tüketim seviyelerini ve talep değişimlerini temel alıyor. Uzmanlar, açıklanan 3 milyar dolarlık maliyetin sadece doğrudan enerji fiyatlarından kaynaklanan "görünür" kayıplar olduğunu belirtiyor.
Gıda ve gübre maliyetlerindeki artış, üretim kaybı ve enflasyon gibi dolaylı etkilerin de dahil edilmesi durumunda, Türkiye ekonomisi üzerindeki toplam yükün çok daha yüksek olacağı öngörülüyor.


