Sosyolog ve Aile Danışmanı Hüseyin Pehlivan ile Dil ve Konuşma Bozuklukları Uzmanı Öznur Kuş, konunun sosyolojik ve klinik boyutlarını bir araya getirerek hayati uyarılarda bulundu.
İletişimin doğası gereği toplumsal bir süreç olduğunu belirten uzmanlar; aile dinamiklerinden okul ortamına, akran ilişkilerinden kontrolsüz teknoloji kullanımına kadar pek çok unsurun bu süreçte belirleyici rol oynadığını vurguladı.
"Zamanla Geçer" Demeyin: Akran Dışlanması ve Etiketlenme Riski Kapıda
Dil ve konuşma güçlüğü yaşayan bireylerin toplumsal hayatta ciddi bariyerlerle karşılaştığına dikkat çeken Sosyolog/Aile Danışmanı Hüseyin Pehlivan, meselenin sadece kelimeleri telaffuz etmekle sınırlı olmadığını belirtti. Kendini ifade etmekte zorlanan çocuk ve gençlerin sosyal çevrelerinde yanlış anlaşılma, dışlanma ve etiketlenme riski ile karşı karşıya kaldığını ifade eden Pehlivan, şu hususların altını çizdi:
-
Destekleyici Çevrenin Gücü: Özellikle çocukluk ve ergenlik dönemlerinde empati, sabır ve kapsayıcı bir iletişim kültürü, bireyin özgüvenini doğrudan inşa eder.
-
Okul Sadece Akademik Bir Alan Değildir: Okul ortamı; sosyal güvenin, iletişim becerilerinin ve bireyin kendilik algısının geliştiği en önemli yaşam alanıdır.
-
Üçlü Sacayağı Şart: Sürecin sağlıklı ilerlemesi ve kalıcı çözümler üretilebilmesi için aile, okul ve uzman iş birliği hayati bir zorunluluktur.
Dijital Tehdit: Ekran Maruziyeti Konuşma Gecikmesini Tetikliyor
Klinik alanda en sık karşılaşılan tabloları aktaran Dil ve Konuşma Bozuklukları Uzmanı Öznur Kuş, çocuklarda en yaygın görülen problemlerin konuşma gecikmesi, artikülasyon (sesleri yanlış üretme) bozuklukları ve kekemelik olduğunu belirtti. Son yıllarda klinik başvurularda ciddi bir artış gözlemlendiğini ifade eden Kuş, ailelere yönelik şu kritik uyarılarda bulundu:
"Son yıllarda kontrolsüz ve yoğun ekran maruziyetine bağlı olarak çocuklarda ciddi iletişim ve dil gelişimi sorunları yaşandığını gözlemliyoruz. Ailelerin 'zamanla nasıl olsa geçer' şeklindeki geleneksel yaklaşımı her çocuk için doğru olmayabilir ve müdahale sürecini geciktirebilir. Yaşıtlarına göre geç konuşma, söyleneni anlamada güçlük çekme, akran iletişiminden kaçınma veya sesleri sürekli yanlış üretme gibi belirtiler görüldüğü an vakit kaybetmeden uzman desteğine başvurulmalıdır."
Teknolojide "Dengeli Kullanım" Formülü
Uzmanlar, yoğun ve denetimsiz ekran kullanımının dil gelişimini ve sosyal etkileşimi baltaladığını belirtirken, teknolojinin tamamen hayatın dışına itilmemesi gerektiğine de dikkat çekiyor. Teknolojinin, doğru pedagojik içeriklerle ve dengeli/sınırlı bir zaman yönetimiyle kullanıldığında, tam aksine çocukların kelime dağarcığını ve algı dünyasını destekleyici bir araca dönüştürülebileceği ifade ediliyor.
Bir Yıllık Yoğun Emeğin Ürünü: Akademik Kitap Güz Döneminde Geliyor
Sosyolog/Aile Danışmanı Hüseyin Pehlivan ve Dil ve Konuşma Bozuklukları Uzmanı Öznur Kuş, dil ve konuşma bozukluklarının psikososyal etkilerini derinlemesine incelemek adına yaklaşık bir yıldır titiz ve yoğun bir akademik çalışma yürüttüklerini müjdeledi.
Multidisipliner bir yaklaşımla hazırlanan, hem sektörel literatüre katkı sunmayı hem de ebeveynler ile eğitimcilere rehberlik etmeyi amaçlayan bu kapsamlı kitap çalışması, önümüzdeki güz döneminde kamuoyu ve okurlarla buluşacak.


