Dr. Alagiç, toplumdaki genel kanının aksine, kalp hastalıklarına bağlı ölüm oranlarının kadınlarda erkeklerden daha yüksek olduğunu vurguladı.
Kadınlarda Menopoz Sonrası Risk Katlanıyor
Kalp hastalıklarının erkeklerde daha sık görüldüğünü ancak kadınlarda sonuçların daha ağır olduğunu belirten Dr. Nermina Alagiç, kritik bir gerçeği paylaştı:
“Kadınlarda genellikle ilk kalp krizi daha ölümcül seyrediyor. Bunun en büyük nedeni, kadınların belirtileri farklı yorumlaması ve hastaneye geç başvurmasıdır. Özellikle menopoz sonrası dönemde risk belirgin şekilde artıyor.”
Kalp Sinyalleri "Ev Tesisatı" Gibidir
Kalbin işleyişini bir evin sistemlerine benzeten Dr. Alagiç, belirtilerin kişiden kişiye değişebileceğini ifade etti. Kalp hastalıklarının en yaygın belirtilerini ise şöyle sıraladı:
-
Göğüs Ağrısı: Kola, çeneye veya sırta yayılabilen baskı ya da yanma hissi.
-
Diğer Belirtiler: Çarpıntı, nefes darlığı, ani halsizlik, mide bulantısı ve soğuk terleme.
-
Zamanın Önemi: Dr. Alagiç, belirtiler göz ardı edildiğinde damar tıkanıklığına müdahale edilse bile hastanın hayatına kalp yetmezliği ile devam etmek zorunda kalabileceği konusunda uyardı.
Kalbi Korumak İçin "5 Gram Tuz" Kuralı
Kalp sağlığını desteklemek için günlük alışkanlıklarda yapılacak küçük değişikliklerin hayati önem taşıdığını belirten Dr. Alagiç, şu önerilerde bulundu:
-
Tütün Ürünlerini Bırakın: Kalbin bir numaralı düşmanıyla vedalaşın.
-
Tuz Tüketimi: Türk mutfağında 18 gramı bulan günlük tuz tüketimini 5 gramın altına indirin.
-
Beslenme Çizelgesi: Haftada en az bir kez balık tüketin. Kırmızı eti haftalık 350-500 gram ile sınırlandırın. Günde 30 gram çiğ kuruyemiş, 200'er gram meyve ve sebze tüketin.
-
Egzersiz: Özel bir engeliniz yoksa haftanın en az 5 günü 30 dakika tempolu yürüyüş yapın.
Kontrol Yaşı Giderek Düşüyor
Sağlıksız yaşam koşulları nedeniyle kalp kontrollerine başlama yaşının düştüğünü ifade eden Kardiyoloji Uzmanı Dr. Nermina Alagiç, şu takvimi önerdi:
-
Erkekler: 40 yaşından itibaren her yıl.
-
Kadınlar: Menopoz başlangıcından 5-6 yıl sonra düzenli kontroller.
Doktorlar, hastanın risk skoruna göre EKO, efor testi veya sanal anjiyo gibi yöntemlerle kalbin durumunu detaylıca analiz ederek erken müdahale şansı yaratabiliyor.



