-BEN HALA O ŞAFAKTA-
Bir yangının küllerine sarılmış gibi duruyor gökyüzünde.
Ay sessiz bir suçlulukla bakıyor pencereme
Sanki unuttuğun bir ismi fısıldıyor rüzgarla birlikte
Ağır bir yalnızlık var odamda
Tül perde bile kımıldamıyor
Gölgeler eski fotoğraflar gibi yaslanmış duvara,
Bir zamanlar gülümseyen anılar şimdi çerçevesiz bir boşlukta salınıyor.
Yorgun sokaklar unutmuş ayak seslerini,
Bu sokak lambaları inatla kime yanıyor?
Kalbim, rüzgarın sokak lambasına çarpıp kırdığı sarı ışık gibi
Yanıyor, sönüyor, tekrar yanıyor
Acı bir su gibi
Yudum yudum içiyorum penceremden geceyi,
"Belki Söner" diyorum içimin yangını.
Hiçbir şey geçmiyor
Gözlerimi açıyorum,
Geceden kalma bir sis oturmuş yüreğime.
Ben yine,
Ufkun kıyısında bir sabahı düşlüyorum.
İncecik bir çizgi ile tutunuyor karanlığa
Ve bir çocuk gibi inanıyorum hala
Her karanlık bir gün varacak aydınlığa
Ben hala, orada,
Bıraktığın o şafakta yaşıyorum.
Güneşin hiç solmayan sarısında.
Çünkü, sensizken karanlıklarda,
Bir beden fazla,
Bir can eksik bana.


