24. Dönemde Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu üyeliği de yapmış olan Özdalga, bugün gelinen noktada, Türkiye’nin Batı ve Ortadoğu ile olan ilişkilerinin dibe vurduğunu belirterek, “Avrupa Birliği üyelik ihtimalimiz kalmadı. AB tarihinde üyelik müzakerelerini AKP kadar başarısız götüren bir başka aday ülke görülmedi. AKP, iktidarda kaldığı sürece Türkiye'nin AB'ye üye olma ihtimali artık yok. Yani ya AKP ya Avrupa Birliği, bu noktaya geldik.” dedi.
Ankara’dan, 2007 yılında AK Parti milletvekili olarak TBMM’ye giren, ardından 2011’de yine bu görevini devam ettiren Nazmi Haluk Özdalga, 17 Aralık’ta gerçekleştirilen rüşvet ve yolsuzluk operasyonunun ardından AK Parti’den istifa etmişti. Geçmişte TBMM Çevre Komisyonu Başkanlığı görevinde bulunan ve 24. Dönemde Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu üyeliği yapan Haluk Özdalga, AK Parti’nin 2011’de özellikle Suriye politikası ile birlikte temel bir yanlışın içine girdiğini belirterek, kendisinin de bu konuda parti içindeyken çok uyarılarda bulunduğunu aktardı.
Cihan'a konuşan Özdalga, Suriye’deki demokratik direnişin iç savaşa dönüşmesinde AK Parti iktidarının çok büyük sorumluluğu olduğunu kaydederek, "AKP'nin bugün geldiği noktada Suriye'de izlediği savaş siyaseti eğer gerçekleşirse bu bölge cehenneme döner. Türkiye de çok ağır bedeller öder.” uyarısında bulundu.
"HİÇ BU KADAR DİBE VURMAMIŞTIK"
Dış politika bağlamında sadece bugün değil, tarih boyunca Türkiye için Osmanlı için hayati önem taşıyan iki bölge olduğunu, bunlardan birinin Batı, diğerinin ise Ortadoğu olduğunu söyleyen Özdalga, "Bugün geldiğimiz noktada, bu iki bölgeyle de ilişkilerimiz hem Batı ile hem Ortadoğu ile dip noktasına vurmuş durumda. Hiç bu kadar dibe vurmamıştı daha önce. Avrupa Birliği üyelik ihtimalimiz kalmadı. Avrupa Birliği tarihinde üyelik müzakerelerini AKP kadar başarısız götüren bir başka aday ülke görülmedi. AKP iktidarda kaldığı sürece Türkiye'nin AB'ye üye olma ihtimali artık yok. Yani ya AKP ya Avrupa Birliği, bu noktaya geldik.” diye konuştu.
"ORTADOĞU’DA BATAĞA SAPLANDIK"
Özdalga, Ortadoğu'da gelinen durumu ise "AKP’nin ideolojik ve acemi dış politikası Ortadoğu’da da batağa saplandı. Şimdi Ortadoğu’da Türkiye değil bazı ülkelerle ittifak, işbirliği yapabilecek bir ülke dahi bulamaz duruma düştü.” şeklinde değerlendirdi. Buna karşı Mısır, İsrail, Yunanistan ve (Güney) Kıbrıs’ın çok yakın zamanda kendi aralarında bir ittifak kurduklarını ve bu ittifakın hedefinin Doğu Akdeniz’de Türkiye’yi kuşatmak olduğunu söyleyen Özdalga, "Buna yol açan AKP'nin en basit hesapları dahi yapmaktan aciz, ideolojik gözlüklerle yürüttüğü Ortadoğu politikası, Ortadoğu siyaseti. AKP’nin bu siyaseti şimdi Türkiye’nin çıkarlarına ciddi zararlar veriyor.” şeklinde konuştu.
"ORTADOĞU’DA KATAR-MÜSLÜMAN KARDEŞLER EKSENİNİN PARÇASI HALİNE GELDİK"
Ardından, Mısır üzerinden bir değerlendirmede bulunan Özdalga, “Mısır'a bakarsak bir örnek olarak, General Sisi darbe yaptı diye Mısır'a karşı Ankara düşmanca bir tavır içine girdi. Arkasından Mısır'ın içişlerine müdahale etmeye başladılar. Tabi ilişkiler tamamen koptu. Mısır son 62 yılın 61'inde askeri diktatörlükle yönetilmiş bir ülke ve ayrıca çok ciddi sorunları olan bir ülke. Bunu görmemiz gerekiyor. Ama AKP sanki demokrasiye çok bağlıymış gibi ilişkileri tamamen koparıp attı. Bunun gerekçesi de demokrasiye çok değer veriyor olmasını gösteriyorlar. Halbuki Mısır'ın komşusu Sudan'da, Albay Ömer El Beşir askeri darbe yaptı ve o şekilde iktidara geldi. Aynısı Sudan'da da oldu. Üstelik Albay Beşir, Sudan'da çok daha kanlı çok daha baskıcı bir rejim kurdu. Ama AKP Beşir yönetimine en küçük bir eleştiri yöneltmedi. Aksine Beşir'in uluslararası platformlarda avukatlığını üstlendiler. Niçin böyle yaptılar? Çünkü Beşir İslamcı Sisi ise laik ve Müslüman Kardeşleri iktidardan devirerek darbe yaparak, iktidara geldi diye AKP'nin yürekler acısı dış politikası bu. Şimdi Türkiye'yi Ortadoğu'da Katar-Müslüman Kardeşler ekseninin bir parçası haline getirdiler ve etkisizliğe mahkum ettiler. Yazık, çok yazık.” ifadelerini kullandı.
"ORTADOĞU’DA İŞBİRLİĞİ YAPABİLECEK ÜLKE KALMADI"
Bu açıdan, Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun Dışişleri Bakanlığı döneminde uygulanmaya başlanan “sıfır sorun” politikasına da eleştiriler getiren Bağımsız Ankara Milletvekili Özdalga, "Sıfır sorun politikası değil, şimdi iş sıfır ilişki noktasına geldi. Ortadoğu’da Türkiye’nin ittifak değil, ittifak çünkü çok daha yakın bir işbirliğini, beraberliği ifade eder, işbirliği yapabileceği ülke kalmadı Ortadoğu’da.” dedi.
"SURİYE POLİTİKASI İLERİDE NEGATİF BİR ÖRNEK OLARAK OKULLARDA OKUTULACAK"
AK Parti’nin ve hükümetin Ortadoğu’daki en vahim uygulamasının ise Suriye siyaseti olduğunu savunan Özdalga, şöyle devam etti: "Başlangıçta yaptığı (Suriye politikası) yanlıştı. Suriye hükümeti ile ortak toplantılar, ortak kabine toplantıları yapmak ve stratejik işbirliği de yanlıştı. Çünkü Türkiye gibi bir ülkenin diktatörlükle yönetilen hiçbir ülke ile bu kadar yakın ve stratejik ortaklık içine girmesi doğru değildi. İyi bir işbirliği yapması uygundu fakat can ciğer dost olması uygun değildi. Bu da zaten AKP'nin demokrasiye bağlı, demokratik ilkeler çerçevesinde dış politika yürütüyorum iddiasını yalanlayan bir başka delil. Bir başka kanıt. Fakat bugün geldiğimiz noktada Türkiye'nin genel olarak dış politikasının ama özel olarak Ortadoğu politikasının en vahim parçasını Suriye'de 2011'den beri izledikleri siyaset oluşturuyor. AKP'nin Suriye siyaseti, ilerde uluslararası ilişkiler okullarında 'dış politika nasıl yapılmamalı' diye negatif bir örnek vaka olarak okutulacak. Bunu göreceğiz. Suriye krizinde sayısız yanlışlar yapıldı. Çok sayıda yanlış yapıldı. Esed, 3 ayda devrilecek beklentisi içine girildi, denetimsiz bir mülteci politikası yürütüldü, sınırlar bütün fanatik ve aşırı milis gruplarına açıldı, Suriye'deki Kürtlere, kuzey Suriye'deki Kürtlere tamamen isabetsiz bir şekilde yanlış baskılar yapıldı, politikalarını değiştirmesi için vesaire. Bu yanlışları daha da sayabiliriz.”
"SURİYE’DE EN TEMEL YANLIŞ, BİR REJİM DEĞİŞİKLİĞİ SİYASETİ İZLENMESİ"
Ancak AK Parti’nin, Suriye politikasında izlediği bir temel yanlış olduğunu, bu temel yanlışı iyi teşhis etmeden Suriye siyasetini eleştirmenin mümkün olmadığı gibi Suriye siyasetinin doğru bir raya oturtulmasının mümkün olmadığını kaydeden Özdalga, bu temel yanlışı ise şöyle izah etti: “Temel yanlış şu; 2011 sonbaharından itibaren dış askeri müdahale ile Suriye’de rejim değişikliği siyaseti izlendi. Temel yanlış bu. Tabi bir tarafıyla hukuki yönden uluslararası hukuka uymayan bir politikadır. Ama diğer yönüyle de şunu görmemiz gerekiyor; yabancı bir ülkede dış askeri müdahale ile rejim değişikliğini gerçekleştirmenin iki tane askeri koşulu vardır. Bunlardan birincisi direnişi yönetecek ve iktidarı devralabilecek güçte bir muhalefetin olmasıdır. Eğer böyle bir muhalefet yoksa rejim devrilse bile değişik milis grupları arasında yeni ve daha kanlı bir iktidar mücadelesinin başlaması kaçınılmazdır. İkinci temel şart ilgili büyük devletler arasında yeterli bir mutabakatın bulunmasıdır. Suriye'de bu şartların ikisi de yoktu. Ne var ki bunlar hiç düşünülmedi. AKP yönetiminin aklına bile gelmedi bunlar. Fevri bir kararla iyice yeterli tahlil yapmadan, Suriye'de dış askeri müdahale ile rejim değişikliği politikasına angaje oldular. Daha sonra AKP’nin Suriye siyasetini iflasa sürükleyen de işte bu iki husus oldu."
"3 YIL GEÇTİ, AKP’NİN SURİYE’DE İMAL ETMEYİ HAYAL ETTİĞİ MUHALEFET HALA ORTADA YOK"
AK Parti’nin ve hükümetin, dış politikada yalnız kalacaklarını, bu siyasetin başarıya ulaşmayacağını bugün söylemediğini, AK Parti’de görev yaptığı dönemde defalarca söylediğini ve yazdığını kaydeden eski AK Parti Milletvekili Özdalga, "2011’den beri defalarca söyledim. AKP ne yaptı burada? Bir rejim değişikliği olabilmesi için iki temel şart var, ikisi de yok. AKP buna karşın, ‘Suriye bizim iç meselemizdir' dedi. ‘Muhalefet yoksa onu da biz yaratırız' dedi. Sonra da ‘rejim devrildikten sonra seçimleri kim kazanırsa onlar iktidara gelir' dedi. Bunların hepsi çok naif ve yüzeysel yaklaşımlar. İç savaşın olduğu bir ülkede iç savaştan sonra seçim yapılmaz. Savaşı kazanan iktidara gelir. Üç yıldan fazla süre geçti AKP imal etmeye, yaratmayı hayal ettiği muhalefet hala ortada yok. Arazide muhalefet tamamen Nusra Cephesi, IŞİD gibi radikal fanatik milislerin eline geçmiş durumda. Bugün geldiğimiz noktada bakıyoruz, IŞİD’in güçlenmesi ile beraber AKP’nin Suriye siyasetinin iflası iyice ortaya çıktı.” diye konuştu.
"AKP KUMARDA KAYBEDİP BÜTÜN VARLIĞINI MASAYA SÜREN OYUNCULARI HATIRLATIYOR"
Ancak AK Parti’nin, bu yanlış siyaseti bu kez misliyle artırarak sürdürdüğünü söyleyen Haluk Özdalga, "Esed devrilmeden IŞİD bitmez diyorlar, bu tam bir safsata. Çünkü Esed iktidarı devrilirse esas o zaman IŞİD gibi fanatiklerin önü tamamen açılacak. Türk askerini şimdi AKP Suriye'de savaşa göndermeyi planlıyor. Bu gerçekleşirse Türk askeri aynı zamanda Suriye Ordusu, Nusra Cephesi, IŞİD, Hizbullah, İran ve Rusya ile savaşacak. Amerika, Esed rejimini de hedef almayı kabul ederse bunu yapmayı planlıyorlar. Türkiye korkunç sonuçlarla karşı karşıya kalabilir. AKP’nin bu davranışı kumarda büyük kayıplara uğrayan ama ardından hırsla bütün varlığını kumar masasına sürmeye çalışan oyuncuyu hatırlatıyor.” şekline belirtti.
"ESED DEVRİLİRSE İÇ SAVAŞ DAHA DA KANLI HALE GELECEK"
Suriye’de ortaya çıkan durumda, AK Parti’nin IŞİD konusunda da bir siyaseti olmadığını savunan Özdalga, “IŞİD ile nasıl mücadele edilmeli konusunda da bir planı, stratejisi yok. Söylediği tek şey var, çünkü kafalarında bir Esed saplantısı var, ‘Esed devrilsin IŞİD kendiliğinden hallolur' diyorlar. Bu, tam bir safsata. Esed eğer devrilirse, bilmiyoruz ama şu anda görülen Esed’in devrilmesi pek mümkün gözükmüyor, Şam’da iktidarı kaybederse esas o zaman IŞİD’in ve IŞİD gibi fanatik cihatçı selefi milislerin önü açılacak, Şam’da iktidara onlar gelecek ve bugün dehşet içinde izlediğimiz iç savaş daha da kanlı bir halde devam etmeye başlayacak." değerlendirmesinde bulundu.
"IŞİD’İ GÜÇLENDİRMEK İÇİN ESED HAPİSHANELERİ, BİZİMKİLER SINIR KAPILARINI AÇTI"
IŞİD’in ortaya çıkışının arkasında birden fazla neden olduğunu, bunlardan bir tanesinin de 'Türkiye’nin yanlış politikası' olduğunu söyleyen Özdalga, açıklamalarını şöyle sürdürdü: “Ama tek sadece o değil tabi. Nedir o yanlış politika. 900 kilometrelik Suriye sınırını eline silah alıp ben Suriye'ye Esed'i devirmeye gidiyorum diyen her militana, fanatik olsun olmasın, açtılar. 2011'de iç savaş başladığında Esed de buna benzer birşey yapmıştı. Çünkü bugün IŞİD'in yönetim kadrolarında bulunan fanatiklerin önemli bir kısmı Suriye'de hapishanedeydi. Esed de hapishanelerin kapısını açtı, bunları dışarı saldı. Amacı şuydu; ‘bana karşı olan direnişin kontrolünü bu fanatikler ele geçirsin ki bütün dünya benim haklı olduğumu görsün.' Esed hapishanelerin kapılarını açtı, bizimkiler sınırları açtı. Aynı şey IŞİD'i güçlendirmek için. Birincisi bu. İkincisi tabi bu IŞİD ve Nusra cephesi gibi fanatik milisler hem ideolojik olarak hem de para ve silah desteği olarak, 10 yıllardır Arap yarımadasından destek alıyorlar. Yani Arap yarımadasında Suudi Arabistan'dan ve diğer Körfez ülkelerinden destek alıyorlar. Bunu bütün dünya biliyor. Zaten bunların ideolojik kendi o fanatik İslam yorumlarının merkezi de orası, çıkış kaynağı da orası. Ama sadece ideolojik olarak değil, para ve silah desteği de oradan geliyor. Bir kısmı Arap yarımadasındaki devletlerden geliyor, bir kısmı da Arap yarımadasındaki elinde büyük servetler olan fakat devletten bağımsız hareket eden şeyhlerden geliyor ama o bölgeden geliyor. Bir başka nedeni bu.”
IŞİD’in ortaya çıkışının bir başka nedeninin ise Amerika’nın 2003’te başlattığı Irak Savaşı, Irak işgali olduğunu dile getiren Özdalga, şöyle devam etti: “2011’e kadar 8-9 sene süren Irak işgalidir. Zaten bu cihatçı Selefilerin arzu ettiği şey tam buydu. Yani Amerika'nın Ortadoğu'da savaşa girmesiydi. Ortadoğu ülkelerinden birinin Amerika tarafından işgal edilmesi ve orada bir cephe açılmasıydı. Amerika o yanlışı yaptı. 8-9 sene süren savaş sırasında, El Kaide, çünkü IŞİD, Irak El Kaidesinden çıktı biliyorsunuz, El Kaide'yi bitiremedi Amerika. Saddam'ı kolayca birkaç haftada devirdiler, kolay bir zafer kazandıklarını zannettiler. Ama ondan sonra El Kaidecilerin direnişi o kadar yükseldi ki dünyanın en güçlü ordusu Amerika dahi El Kaide'yi Irak'ta bitiremedi. Ve Irak Amerikan işgali sırasında El Kaide bir hayli güçlendi. 2011'de Amerika çekildi. Amerika'nın çekileceğini görünce El Kaideciler yer altına girdiler. Amerika gidene kadar bekleyelim diye.”
"TÜRKİYE’NİN YANLIŞ POLİTİKASIYLA SURİYE’DEKİ DİRENİŞ İÇ SAVAŞA DÖNÜŞTÜ"
Amerika’nın Irak’tan çekildiği sıralarda, Suriye’deki direnişin başladığını vurgulayan Özdalga, “Aslında burada bakın önemli bir husus var. Suriye direnişini başlatan orada bir milli koordinasyon komitesi vardı. Direnişi onlar başlattılar. 2011 Mart'ında. Ama bu milli koordinasyon komitesi'nin hedefi kesinlikle Esed rejimine karşı olan protesto ve direnişin silahlı bir şekle girmemesiydi. İç savaşa dönüşmesine karşıydılar. Türkiye'nin ve başka dış güçlerin yanlış politikası nedeniyle iş bir iç savaşa dönüştü. İç savaşa dönüşünce de iç savaşta demokratlar, ılımlılar değil Nusra cephesi gibi IŞİD gibi en radikal olanlar kazanır hep, onlar ön plana geçti. Türkiye'nin de bunda ciddi bir payı var, geldiğimiz noktada yaşanan trajedide ve ortaya çıkan kötü sonuçlarda. Tabi IŞİD'in ortaya çıkması çok karmaşık bir süreç ve kesinlikle IŞİD'i sadece radikal dinci bir hareket olarak görmemek gerekiyor. İşin öyle bir yönü de var. Bunlar Arap yarımadasındaki Vahhabi İslam'dan kaynaklanan ve mesela bizim Anadolu'da sahip olduğumuz, bildiğimiz İslam'dan çok farklı bir din yorumuna sahipler. İşin böyle bir yönü de var. Ama olay kesinlikle sadece bir fanatik dinciler olayı değil. Çok yönlü siyasi boyutları da var. Bir tanesi, Amerika'nın Irak işgali yanlış. Arabistan'daki Arap yarımadasındaki ülkelerin bunlara verdiği siyasi destek, para ve silah desteği. Türkiye'nin Suriye krizinde izlediği yanlış politika ve Türkiye ve başka ülkelerin Suriye'deki demokrasi direnişini iç savaşa çevirmeleri. Tabi bunların arka planında şu da var; Arap ülkelerinde çok farklı ülkeler geldi iş başına bugüne kadar. Demokrat rejimler, demokrat dışı rejimler, askeri rejimler, sivil rejimler. Ama hiçbiri bugüne kadar Arap ülkelerinin siyasi ve toplumsal modernleşmesini başaramadı. Arap ülkelerinin kendi başarısızlıkları da var burada, onu da görmemiz gerekiyor. Böyle karmaşık olayın sonucunda IŞİD çıktı. Bu IŞİD’in doğru analizinde bunun esasen bir siyasi hareket olduğunu görmemiz gerekiyor.” değerlendirmesinde bulundu.
"TÜRKİYE AKP DÖNEMİNDE ORTADOĞU ÜLKELERİNE KUTUP YILDIZI OLMA VASFINI KAYBETTİ"
Bu açıdan, Suriye’deki demokratik direnişin iç savaşa dönüşmesinde AKP iktidarının çok büyük sorumluluğu olduğunu kaydeden Özdalga, Arap Baharı’nın en ateşli olduğu dönemde, Türkiye’nin bir rol model olarak öne çıkmasına ise şu yorumu getirdi: “Ben o kelimeyi hiçbir zaman kullanmak istemedim, çünkü Ortadoğu’da olsun, dünyanın başka köşesinde olsun, hiçbir ülke başka bir ülke için rol modeli olamaz. Her ülkenin kendi tarihi ve toplumsal şartları başkadır. Ama Türkiye, Ortadoğu ülkeleri için bir yol gösterici, bir kutup yıldızı olabilirdi. Ortadoğu ülkeleri, Türkiye'ye bakarak kendi yollarını, kendi istikametlerini daha iyi tayin edebilirlerdi. Hiç bir ülke diğer ülkeye benzemez. Ama AKP yönetiminde Türkiye Ortadoğu ülkelerine yol gösterici olma niteliğini, kutup yıldızı olma vasfını da kaybetti.”
"TÜRKİYE’DE ARTIK HUKUK DEVLETİ YOK"
Bu kaybın iki nedeni olduğunu söyleyen Özdalga, bunları ise şöyle açıkladı: “Bizim böyle bir özelliğe sahip olabilmemiz için ilk şart kendi ülkenizde demokrasi ve hukuk devletinin ayakta kalmasıdır. AKP, son yıllardaki icraatları ile demokrasi ve hukuk devletini ayak altına bağladı. Mahkemeleri kendisine bağladı. Türkiye'de artık hukuk devleti yok. Basın korkunç baskı altında. İktidarın başı emir veriyor, şu bankayı batırın diyor. Bu hukuk devleti olmaz. Bu şekilde Türkiye, kutup yıldızı veya yol gösterici ülke de olmaz. İkinci şart ise Ortadoğu'da Türkiye'nin bir yol gösterici ülke olabilmesi için önce kendi evini temiz tutacak. İkincisi ise o bölgeye dönük politikaları doğru olacak. Türkiye'de, şimdi hem evin içi batmış vaziyette hem o bölgeye dönük uyguladığı politikalar elle tutulur değil. Yanlış üstüne yanlış yapıyor.”
"SURİYE’DE İZLENEN SAVAŞ SİYASETİ GERÇEKLEŞİRSE BÖLGE CEHENNEME DÖNER, AĞIR BEDELLER ÖDERİZ"
Şimdi de Türk hükümetinin Suriye’ye gidip savaş yapma hesapları, planları yaptığını söyleyen Özdalga, "Bu, akıl alacak iş değil. Suriye'de veya bir başka ülkede rejim değişikliği yapmak Türkiye'nin işi değildir. Efendim, Esed diktatör. Evet diktatör, hem de kanlı bir diktatör. Ama Ortadoğu'nun hangi ülkesinde demokrasi var. Sana kim veriyor bu halkı, başka ülkede rejim değişikliği yapma hakkını? Uluslararası hukuka da uygun değil bu. Daha da acı tarafı işin, Amerika dünyanın en büyük gücü. Amerika, Suriye'de sınırlı bir savaş yapıyor, askerleri göndermiyor, uçaklarını gönderiyor, bombalıyor. Bana göre Amerika'nın siyaseti de yanlış. Bizimki kadar değil ama şiddetli bir yanlış içinde değil ama orada yanlışlar var. AKP hükümeti ise Amerika'yı Suriye'de daha çok bomba atması için daha çok bombalaması için Suriye'ye asker çıkarması, Suriye'yi işgal etmesi için teşvik ediyor, tahrik ediyor. Bu akıl alacak iş değil. AKP'nin yandaş medyasında yazan kalemşörlere bakıyorsunuz Amerika'ya saldırıyorlar, Amerika'yı eleştiriyorlar, Amerika'nın Ortadoğu politikasını, Ortadoğu'daki işgallerini eleştiriyorlar. Onların patronları AKP iktidarı Amerika’ya dönüyor, 'gelin Suriye'de daha çok savaş yapın, daha çok asker sokun, daha çok bombalayın' diyor. Böyle birşey görülmüş değil. Olacak iş değil. AKP'nin bugün geldiği noktada Suriye'de izlediği savaş siyaseti eğer gerçekleşirse, bu bölge cehenneme döner. Türkiye de çok ağır bedeller öder.” diye kaydetti.
'Ya AKP Ya Avrupa Birliği Noktasına Geldik'
'Ya AKP Ya Avrupa Birliği Noktasına Geldik'
EditorAK Parti’den 17 Aralık sürecinde istifa eden vekillerden olan Haluk Özdalga, AK Parti hükümetinin dış politikada izlediği siyasetin 'daha önce hiç olmadığı kadar dibe vurduğunu' söyledi.