Recep Tayyip Erdoğan, Çırağan Sarayı’nda gerçekleşen Anadolu Aslanları İşadamları Derneği'nin (ASKON) 9. Olağan Genel Kurulu toplantısına katıldı. Gezi olaylarına değinen Erdoğan, “Eğer Gezi olayları kontrol edilmemiş, bastırılmamış olsaydı, sokaklar şiddete teslim olmuş olsaydı acaba Türkiye bugün nerede olurdu? Bu sorunun cevabını arayalım. Dikkat edin bu sorunun Mısır’da, Ukrayna’da cevabı verildi. Mısır’da yüzde 52 oyla seçilmiş devlet başkanı hapse atıldı hem de binlerce masum insan katledildi. İşte Rabia denilen olay kökeni itibariyle bu. Onun içinde çok önemli. Bu hareket aslında bir kenara konulamaz. Şu anda binlerce insan siyasi tutuklu olarak hapis yatıyor. Bunların demokrasiyle falan alakası yok. İşte Ferguson olayları, işte Arizona’daki olaylar. Elinde silah yok, adamı yatırıyorlar yere. Kafasını yere vuruyorlar, nefessiz bırakıyorlar ve öldürüyorlar. Silah yok, molotof kokteyli yok, hiçbir şey yok. Bizim burada polisimiz kalkıp da vatandaşı mı öldürdü? Silah mı çekti? Yok. Polisi öldürürken, polisi neredeyse bitirecekleri anda polis kendini savunmayacak mı? Savunurken orada bir olay oluyor, ondan sonra bakıyorsunuz işte o ‘paralel yargı’ 8 seneye mahkum ediyor. Çok değişik, çok art niyetli ve ön yargılarla farklı bakışın yaşandığı bir dünya.” ifadelerini kullandı.
Ukrayna’da sokak eylemlerinin ülkenin bölünmesine yol açtığını söyleyen Erdoğan, “Türkiye’de ağaç dediler. Yalova’dakiler ağaç değil mi? Kadıköy’de başlayıp Taksim Meydanı’na gelen zat oradaki 12 tane ağacın yeri değiştirildi, kesilmedi. Ama Yalova’dakiler kesildi. 250’yi aşkın ağaç kesildi. Nerede o çevreciler? Neredesiniz tencere tavacılar? konuşun bakalım. Ortadoğu Teknik Üniversitesi’nin Eymir Gölü’ne restoran yapmak için kestiği ağaç değil mi? Bakırköy Belediyesi’nin kestikleri ağaç değil mi? Eğer Gezi olaylarında mesele gerçekten ağaç olsaydı, o gün sokağa çıkanlar, yakanlar, yıkanlar herhalde Yalova için, Bakırköy için, ODTÜ’nün Eymir Gölü için de sokağa çıkarlardı. Gezi olayları sırasında bir tanesi gerçek niyeti samimiyetle dile getirmişti. Mesele ağaç değil siz hala anlamadınız mı? demişti. Herkes anladı. Nerede durduğunu herkes çok iyi biliyor. 17/25 Aralık operasyonları gayesine ulaşmış olsaydı, Türkiye bugün nerede olurdu? O bir darbe girişimi değil miydi? ‘O bir yolsuzluk operasyonuydu’ diyorlar. O girişim başarıya ulaşmış olsaydı Türkiye bugün nerede olurdu? Dönemin başbakanı ifadesini kullanıyorlar şahsım için. Dönemin başbakanını yani beni, bakan arkadaşlarımı görevden uzaklaştırmak için her türlü hazırlık yapılmış, kararlar verilmiş, harekete geçilmişti. Muhalefet partileri ikna edilmiş, darbe esnasında ve sonrasında hangi vazifeyi yapacakları, muhalefet partilerine dahi dikte ettirilmişti. Kabine hazır, başbakan belli. Bazı medya kuruluşlarının neyi nasıl yazacakları, hangi manşetleri atacakları dahi tek tek belirlenmişti.” diye konuştu.
KILIÇDAROĞLU’NA ‘AKILSIZ’ CEVABI
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun bir toplantıda kendisi için kullandığı “Akılsız!” ifadesine cevap veren Erdoğan, “Türkiye’de muhalefet partilerinin üzerinde çok ciddi bir şantaj baskısı var. Medyanın üzerinde de aynı şekilde. Kiminin üzerinde terörün şantaj ve tehdidi var, kimilerinin üzerinde de kasetlerin, telefon kayıtlarının şantaj ve tehdidi var. Ben burada cevabını vermek zorundayım. Ana Muhalefet Partisi’nin genel başkanı, hafta içinde çıktı şahsıma yönelik, gerçekten edebe, adaba uygun düşmeyecek ifadeler kullandı. Çok af edersiniz. Bir engelli evladımız kardeşimiz şahsımla alakalı, ‘Zihinsel özürlü değil mi’ diye bir soru soruyor. Onun da verdiği cevap ne biliyor musunuz? Şahsımla alakalı, Cumhurbaşkanının zihinsel engelli olduğunu söylemek adeta bir lütuftur gibi söylüyor. O akılsızdır diyor. Bunu söyleyen ana muhalefetin başı. Böyle bir siyasetçi olabilir mi? O engelli, yine ben evlatlarımız, kardeşlerimiz diyeceğim, hem ona hakaret ediyor hem bize bu hakareti yapıyor. Ancak ve ancak kaset ve şantaj böyle birini öyle bir partinin başında tutabilir. Demokratik şartlarda, engellilerle yapılan toplantıda zihinsel engelli ifadesini bir hakaret olarak kullanan biri, asla o koltukta oturamaz. Asla o partiye genel başkan olamaz. Hani bir kalıp vardır, bu kadar cehalet ancak tahsille mümkün derler. Böyle bir genel başkanlık ancak kasetle, şantajla mümkün olur. Zaten o kaset olmasaydı, bundan genel başkan falan olmazdı. Onları şantajla, tehditle esip aldılar. Halef selef oldukları genel başkanların hepsini esir aldılar. Ama o dönem milletin partisini esir alamadılar. 30 Mart’ta bu kirli oyunu bozdu. “ şeklinde konuştu.
MGK’de tüm cemaatlerin hedef yapıldığına ilişkin haberlere değinin Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Malum çevreler kampanya yapıyorlar. Türkiye’deki bütün cemaatlerin, vakıfların, derneklerin, teşekküllerin hedef yapıldığı yalanı yayılmak isteniyor. Milli Güvenlik Kurulu’nda (MGK) bu türden kararların alındığı yalanı sürekli pompalanıyor. Ulusal güvenliğimizi tehdit eden, vatanına ihanet içinde olan her yapı, Milli Güvenlik Kurulu’nda ele alınır ve onun gözünün yaşına bakılmaz, tavsiye kararı çıkar. Paralel yapı böyle bir yapıdır. Üzerine gittik, gidiyoruz, daha fazla gideceğiz. Milli Güvenlik Kurulu’nda bu kararı aldık. Legal görüntü altında, illegal faaliyetler gösteren paralel yapı orada bu şekilde zikredilmiştir. Ve bunlarla mücadele, tavsiye kararı alınmış, hükümetimiz de bu tavsiye kararına uyarak onlar da bakanlar kurulu kararını çıkarmıştır. Bütün cemaatlerin, vakıf ve derneklerin, teşekküllerin hedef alınacağın dair iddia da alçakça bir yalandan başka hiçbir şey değildir. Hukukun dışına çıkmadığı müddetçe, Türkiye’nin ulusal güvenliğini tehdit etmediği müddetçe herkes faaliyetlerini özgürce yerine getirir. 17/25 Aralık darbe girişimi, milletimizin iradesine sahip çıkması sayesinde hamdolsun boşa çıkmıştır. Darbe girişiminde başarısız olanların bu heveslerinden vazgeçmedikleri de ortadadır. Kobani bahanesiyle tüm o yapılan 6 – 7 Ekim olayları bu mahiyette girişimlerdir. Ulusal ve uluslararası medyada yapılan kampanyalar bu mahiyette girişimlerdir. Yine en son seçim sistemini etkilemeye dönük olarak milli iradeye, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin iradesine yönelik girişimler de bu mahiyette girişimlerdir.”
‘ALIŞILMIŞ BİR CUMHURBAŞKANI DEĞİLİM’
Erdoğan, “Türkiye’de yalanı en güzel, en başarılı söyler diye sordukları zaman vereceğiniz cevap, Ana Muhalefet Partisi’nin başındakine sorun. O kadar başarılı. Bakıyorsunuz malzeme yok, cumhurbaşkanıyla uğraşıyor. Bazıları diyor ki cumhurbaşkanı bunlara cevap verir mi? Ben alışılmış cumhurbaşkanı değilim. Olmadım olmayacağım. Bunu da böyle bilin.” dedi.
Polisimiz Kalkıp da Vatandaşımızı Mı Öldürdü?
Polisimiz Kalkıp da Vatandaşımızı Mı Öldürdü?
EditorCumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Gezi olaylarında polisin orantısız güç kullandığı yönündeki haberlere tepki gösterdi. Polis şiddetiyle ilgili ABD’den örnekler veren Erdoğan, “Bizim burada polisimiz kalkıp da vatandaşı mı öldürdü? Silah mı çekti? Yok. Polisi öldürürken, polisi neredeyse bitirecekleri anda polis kendini savunmayacak mı?” dedi.