Aşağıda vermiş olduğumuz tabloda ülkelerin üretmiş, bazılarının ise hiç üretmeden satmış olduğu ürünlerinin maddi değerlerini açıkça göre bilirsiniz. Ülke olarak karşılaştırma yaptığımız
ülkelere nazaran verimli toprak alanlarımız ve sadece ülkemizde yetişebilen ürünleri de düşünecek olursak sahip olduğumuz ürünlerimizi en düşük fiyatta ihraç ediyoruz.
Tarım sektörüne yerel bazda da baktığımızda, tarım sektörü şehrimiz içinde çok önemli konumdadır. Tarımdan kopmayan şehir Bursa, Türkiye’de sofralık zeytinin %40’ının, şeftalinin
%28’inin, siyah incirin %80’inin, çileğin %19’unun, domatesin % 11’inin biberin %15’inin, bezelyenin %50’sinin, armudun %40’ının, meyve suyunun %26’sının, dondurulmuş gıdanın %64’ünün ve konservenin %47’sini üreterek gerek ulusal, gerekse uluslararası pazara sunmaktadır.
Neden Tarımdan Vazgeçmemeliyiz?
Dünya nüfusu her yıl Türkiye nüfusu kadar (74 milyon) artmaktadır. Bu nüfus artışı ile birlikte Asya ve Afrika’nın gelişimi ile önümüzdeki dönemde tarım ve hayvancılığın değeri daha da artacaktır. Şuan Dünya nüfusunun 1/3’ ü açlık sınırının altındadır. Yani 2 milyar insan daha gelişimden hiçbir şekilde etkilenmemiştir Asya ve Afrika’nın gelişimi ile birlikte bu insanlarında ihtiyaçları olacaktır. Türkiye, önümüzde ki yıllarda Asya ve Afrika’yı besleyen devlet konumunda olmalıdır. Dünyada geçen yıl fiyatı en çok artan 10 üründen 4'ü tarım ve hayvancılık ürünleriydi. Eskiden tarım ve hayvancılık, karın doyurmak amacıyla yapılırken bugün ise tüm dünyada para kazanmak için yapılmaktadır. Merkez Sağ Hareketi olarak “Bizim zenginliğimiz toprağın altında değil, toprağın üstündedir” ilkesiyle yola çıkarak ülkenin sahip olduğu değerleri devlet politikasının da yardımıyla, pazarlama ve markalaşmaya ayrılan önemin artırılmasıyla birlikte gerçek seviyelere geleceğinden şüphemiz yoktur. Hem ülke hem de şehir olarak tarımdan asla vazgeçmemeliyiz. Ülke olarak tarım alanında stratejik ürünler belirlenmeli ve bu ürünlerin gerek yeterli tanıtımı gerekse marka değerleri oluşturularak pazarlaması yapılmalıdır. Çin'in zeytinyağını keşfedip tükettiği bir dünyada ülke olarak zeytinimizi koruyup dünya piyasasında gerçek marka yapmalıyız. İspanya ve İtalya bunu nasıl yapıyorsa bizde bunu öyle yapmalıyız. Neden bizim Gemlik zeytinimiz, zeytinyağımız İspanya’nın ki kadar markalaşıp değerli olmasın. İspanya Türkiye’den ithal etmiş olduğu zeytinyağını dünyaya kendi ürünü olarak birkaç kat daha fazla fiyatta satabilmektedir. Ülke olarak tarımda da adeta fasoncu konumundayız. Türkiye kendi gücünü keşfetmeli ve bu alanda uyuyan devi uyandırmalıdır. Türkiye ürünlerinin olduğu pazarlarda kendini tanıtırsa gördüğümüz gibi ürünlerini birkaç kat daha fazla fiyatta satabilecektir. Türkiye Tarımsal Sanayi ile ürünlerini dünya markası haline getirmelidir.
DOMATES ÇAY PATATES ELMA KARPUZ PORTAKAL
$ / ton
İTALYA 2.310 15.579 600 1.017 431 880
FRANSA 1.708 15.575 344 1.015 624 -
İSPANYA 1.227 - 407 836 - 868
ALMANYA - 8.002 252 - - -
TÜRKİYE 750 4.624 173 419 281 727 Merkez Sağ Hareketi Bursa Temsilciliği 3
Örneğin 41.528 km2 toprağa ve 17 milyon nüfusa sahip Hollanda, topraklarının %15’inde Lale
üretilmektedir. Hollanda tarım ve gıda maddeleri ihracatında Avrupa Birliği ülkeleri arasında birinci,
dünya sıralamasında ise ABD den sonra ikinci durumdadır. İhracatının yüzde 75’i Avrupa pazarına
yöneliktir. Çiçek, meyve, et, süt ve süt ürünleri, sebze ve kakao önemli ihraç ürünleri arasındadır.
Hollanda dünya kesme çiçek pazarının yüzde 56’sını, saksı çiçekçiliğinin de yüzde 50’sini elinde
tutuyor. Türkiye ise 82 milyon nüfus ve 783.562 km2 toprağı ile İstanbul kadar olan Hollanda’nın
yanından bile geçememektedir.