Öztürk, köy havuzunda yaşayan balıkların sayısının yaklaşık 600 dolaylarında olduğunu ve köylülerin bu balıkların sayısının sürekli aynı kalmasına dikkat çektiklerini ve dengenin bozulmadığını söylediklerini vurguladı. Ölen balıkları köylülerin uygun gördüğü bir alana gömdüklerini anlatan Öztürk, kedi veya köpeklerin bu balıkları yemediğini iddia etti.
Köy halkından İsa Kuruçay ise balıkların bölgede kutsal sayıldığını ve rivayetlere göre yakalamak isteyen köylülere zarar verdiklerini belirtti. "Köye gelen çeşitli kişiler kutsallıklarını hiçe sayarak bu balıkları tutma girişiminde bulunmuş. Örneğin bir öğretmen balıkları yakalayıp eve götürmüş. Balıkları tavaya atıp kızartırken yağlar hanımının yüzüne sıçramış ve hanımının yüzü tamamen yanmış. Bir orman şefi de balıkları tutup bir tencereye koymuş. Balıklar beyazlaşmış ve ölmüş. Ilgaz’daki havuza götürmek için balıkları tutmuşlar, adama bir süre sonra felç inmiş. Köylüler, balıklara her kim zarar vermeye çalışırsa başına bir felaket geleceğine inanıyor. Anlattığım hikayeleri neredeyse köylülerin hepsi biliyor. Bu yüzden artık köylüler balıkları kimsenin yakalamaya cesaret edemediğini söylüyorlar." ifadelerini kullandı.