TMMOB Makina Mühendisleri Odası (MMO) Bursa Şubesi, Avrupa Birliği’nin (AB) makine güvenliğine ilişkin yeni düzenlemesi nedeniyle Türkiye’deki makine üreticileri ve ihracatçılarının karşılaşabileceği risklere karşı kritik bir uyarı yayımladı.
2006/42/EC Makine Direktifi’nin yerini alacak olan AB 2023/1230 sayılı Makine Yönetmeliği, 20 Ocak 2027 tarihinde zorunlu olarak uygulanmaya başlayacak. Oda'dan yapılan açıklamada, yeni düzenlemenin Türkçe metninin henüz yayımlanmamış olmasının sektörde teknik, hukuki ve ekonomik belirsizlikleri artırabileceği ifade edildi.
Yapay zekâ ve yazılım güvenliği de kapsamda
Yeni düzenlemenin yalnızca klasik makine güvenliğiyle sınırlı olmadığına dikkat çekilen açıklamada; yapay zekâ destekli güvenlik fonksiyonları, güvenlikle ilgili yazılım ve kontrol sistemleri, dijital dokümantasyon ve uygunluk değerlendirme süreçlerinin büyük önem kazandığı belirtildi.
Bu köklü değişikliklerin; ürün güvenliği, iş sağlığı, CE uygunluk değerlendirmesi ve üreticilerin hukuki sorumluluklarının yanı sıra Türkiye’nin Avrupa pazarındaki rekabet gücü ve ihracat potansiyeli üzerinde doğrudan etki oluşturacağı kaydedildi.
"Yalnızca Türkçe metnin yayımlanması yeterli değil"
Türkiye’nin hazırlık sürecinin sadece mevzuatın Türkçeye çevrilmesiyle sınırlı kalmaması gerektiğini vurgulayan MMO Bursa Şubesi; uygulama rehberleri, geçiş hükümleri, uyumlaştırılmış standartlar, uygunluk değerlendirme prosedürleri ve denetim kriterlerinin de bir an önce netleştirilmesi gerektiğini belirtti. Ayrıca üreticilere yönelik bilgilendirme faaliyetleri ile laboratuvar altyapısının geliştirilmesi çağrısı yapıldı.
Ortak çalışma ve acil yol haritası çağrısı
Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Türk Standardları Enstitüsü (TSE), sektör dernekleri ve üniversitelerin ortak bir çalışma yürütmesi gerektiğinin altını çizen Oda yönetimi, Türkiye’deki üreticilerin mevzuat yayımlandıktan sonra uyum sağlamaya çalışmak yerine, yürürlük tarihinden önce tüm hazırlıklarını tamamlaması gerektiğini vurguladı.
Açıklamada, zamanında atılacak adımların sadece mevzuata uyum açısından değil; insan güvenliği, ihracat kapasitesi, sanayi rekabetçiliği ve teknolojik dönüşüm açısından da hayati önem taşıdığı ifade edildi.