Türkiye’de aile ve hane yapısındaki değişim, yükselen maliyetler ve dönüşen yaşam alışkanlıkları konut sektörünü yeniden şekillendirirken, İMSİFED ve İMSİAD Başkanı Şeref Demir konut metrekarelerindeki küçülmenin yalnızca maliyet baskısıyla açıklanamayacağını, demografik ve toplumsal değişimin doğru okunması gerektiğini vurguladı. Eskiden ağırlıklı olarak 3+1 veya 4+1 daireler üzerinden şekillenen konut anlayışının yerini artık tek kişiden genç çiftlere, çekirdek ailelerden tek ebeveynli hanelere kadar farklı ihtiyaçlara bıraktığını belirtti.
TÜİK verileri hanehalkı küçülmesini doğruluyor
TÜİK’in yayımladığı “İstatistiklerle Aile, 2025” verilerine dikkat çeken Demir, Türkiye’de ortalama hanehalkı büyüklüğünün 2008’de 4 kişiyken 2025’te 3,08 kişiye gerilediğini ifade etti. Aynı dönemde tek kişilik hanehalkı oranının yüzde 13,9’dan yüzde 20,5’e yükseldiğini, tek ebeveynli ailelerin payının ise yüzde 11,3’e çıktığını hatırlatan Demir, bu tablonun konut üretiminde çeşitliliği zorunlu kıldığını dile getirdi.
"Bütün konutları küçültmek de doğru değil"
Değişen talebin bütün projelerin küçük dairelerden oluşması gerektiği anlamına gelmediğini vurgulayan Şeref Demir, çocuklu ve geniş ailelerin daha büyük konut ihtiyacının devam ettiğine dikkat çekti. "Bir projede yalnızca 1+1 üretmek de yalnızca 3+1 üretmek kadar tek tipçi olabilir" diyen Demir, meselenin bölgenin demografik yapısına uygun, dengeli bir konut karması oluşturmak olduğunu söyledi.
Küçük konut, niteliksiz konut olmamalı
Küçük metrekareli konutlarda tasarım kalitesinin önemine değinen Demir, deprem güvenliği, yapı kalitesi ve enerji verimliliğinin hiçbir koşulda ikinci plana atılamayacağının altını çizdi. Erişilebilirlik sorununu yalnızca daireyi küçülterek çözmenin mümkün olmadığını belirten Demir; uygun arsa üretimi, öngörülebilir imar süreçleri ve uzun vadeli konut finansmanı politikalarının birlikte ele alınması gerektiğini sözlerine ekledi.