İLKE İlim Kültür Eğitim Vakfı bünyesinde faaliyet gösteren Toplumsal Düşünce ve Araştırmalar Merkezi (TODAM), Türkiye'nin nüfus, aile, eğitim, sağlık ve gelir dağılımı yapısındaki köklü değişimleri resmi verilere dayanarak inceleyen "Toplumun Görünümü 2025 — Demografik ve Toplumsal Dönüşüm" raporunu yayımladı. Rapor, ülkenin sosyal yapısındaki yapısal dönüşümleri bütüncül bir tabloda ortaya koyuyor.
Demografik fırsat penceresi kapanıyor
Araştırmanın en dikkat çekici verilerinden birini doğurganlık hızındaki tarihi gerileme oluşturdu. Türkiye'de toplam doğurganlık hızı 1,42'ye düşerek Cumhuriyet tarihinin en düşük seviyesine geriledi ve nüfusun kendini yenileme eşiği olan 2,10'un altında kaldı. 65 yaş ve üstü nüfusun toplam nüfus içindeki payının %11'e yükselmesi, Türkiye’nin hızla yaşlanan bir ülke kategorisine girdiğini gösterirken, "demografik fırsat penceresi" olarak adlandırılan sürecin 2030'ların ortasında kapanmaya başlayacağı öngörülüyor. Aile yapısındaki değişim incelendiğinde ise ortalama hanehalkı büyüklüğünün 3,08 kişiye düştüğü, tek kişilik hanelerin oranının %20'ye ulaştığı ve boşanmış nüfusun son 15 yılda iki katından fazla artarak 3,57 milyona ulaştığı tespit edildi.
Eğitim alanında 25-29 yaş grubundaki üniversite mezunu oranının %45,9'a yükselerek kuşaklar arası büyük bir sıçrama yaşandığı raporda yer alırken; en zengin %20'lik kesimin toplam gelirden %48,1 pay alması, gelir dağılımındaki derin bölgesel ve toplumsal eşitsizlikleri göz önüne serdi. Sağlık sektöründe de Türkiye’nin kişi başına yıllık 12,2 hekime başvuru sayısı ile OECD ortalamasının yaklaşık iki katına ulaştığı ve Güney Kore’nin ardından dünyada ikinci sırada yer aldığı kaydedildi.