Kendine iltifat etmenin psikolojik temelleri ve ruh sağlığına etkileri açıklandı

Klinik Psikolog İpek Erol, gerçekçi bir dille kendine iltifat etmenin ve öz-onaylamanın beynin ödül sistemini aktif hale getirerek stresle mücadeleyi kolaylaştırdığını ve özsaygıyı dış onaya bağımlı olmaktan kurtardığını belirtti.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi uzmanları, “kendine iltifat etme” alışkanlığının sanıldığından daha derin bir psikolojik temele sahip olduğunu belirterek, gerçekçi ve yapıcı bir iç konuşmanın kişinin ruh sağlığını ve özsaygısını desteklediğini ifade ediyor. Klinik Psikolog İpek Erol, öz-onaylamanın (self-affirmation) kendini abartmak değil, güçlü yönleri ve harcanan emeği fark edebilmek anlamına geldiğini vurguluyor.

Gerçekçi iç konuşma beynin ödül sistemini harekete geçiriyor

Kişinin kendisiyle kurduğu iç diyaloğun ruh sağlığı üzerindeki etkilerini değerlendiren Klinik Psikolog İpek Erol, olumlu iç konuşma ile kendine iltifat etmenin biyolojik olarak da beyinde karşılık bulduğunu belirtti. Gerçekçi ve olumlu değerlendirmelerin beynin ödül sistemi ve duygu düzenleme süreçlerinde görev alan prefrontal bölgeleri daha etkin çalıştırdığını aktaran Erol, bu durumun stres karşısındaki savunucu tepkileri azalttığını söyledi. Özsaygıyı besleyen temel unsurun sadece başarı değil; emek, kararlılık, sabır ve yeniden deneme cesareti olduğunu ifade eden Erol, bireylerin kendilerini sadece sonuçlar veya hatalar üzerinden değerlendirmemesi gerektiğine dikkat çekti. Sağlıklı bir iç konuşmanın eksikleri görmezden gelmediğini ya da sadece kusurlara odaklanmadığını dile getiren İpek Erol, bireylerin kendilerine karşı adil davranmayı öğrenmesiyle özsaygının dış onaya olan bağımlılığının azalacağını ve psikolojik dayanıklılığın artacağını sözlerine ekledi.