Nilüfer Belediyesi’nin edebiyat dünyasının saygın isimlerini okurlarla buluşturduğu "Edebi Kazılar" söyleşilerine konuk olan yazar İnci Aral, toplumsal bir sorun olan kadına yönelik şiddeti ve kadın cinayetlerini edebi ve sosyolojik boyutlarıyla ele aldı. Yoğun katılımla gerçekleşen etkinlikte, yazarın son eseri üzerinden sistemdeki boşluklar ve suçlu psikolojisi tartışıldı.
"Cinayetlerin temelinde ayrılık öfkesi yatıyor"
Akkılıç Kütüphanesi’nde Ayşen Işık’ın moderatörlüğünde düzenlenen programda İnci Aral, "Verda’nın Ölümü" adlı romanından yola çıkarak kadına yönelik şiddetin kökenlerine indi. Şiddet olaylarının temelinde kadınların boşanma veya ayrılma taleplerinin yer aldığını belirten Aral, bir kadına bağımlı yaşayan bazı erkeklerin ayrılığı bir dışlanma olarak gördüğünü ve bunun ölümcül bir öfke patlamasına dönüştüğünü ifade etti. Aral, bu suçları işleyenlerin sadece eğitimsiz kişiler olmadığını, iyi eğitimli ve üst düzey mevkilerdeki erkeklerin de sistemdeki boşluklardan yararlanarak cezalardan kaçabildiğine dikkat çekti.
"Şiddet sadece fiziksel değil ruhsal da olabilir"
Romanında Tolstoy’un "Kreutzer Sonat" adlı eserinden esinlendiğini aktaran İnci Aral, kitabındaki karakterler üzerinden cinayetin sadece fiziksel değil, bir kadını ruhen sakat bırakarak da işlenebildiğini vurguladı. Ruhsal yıkımın da en az bedensel ölüm kadar ağır olduğunu kaydeden yazar, kadın cinayetlerinin magazinleştirilmeden gerçek nedenleriyle tartışılması ve adaletin tam anlamıyla sağlanması gerektiğini dile getirdi. Ünlü yazar, söyleşinin ardından okurları için kitaplarını imzaladı.