"Bursa’nın Fethi’nin 700. Yılı Uluslararası Sempozyumu", yerli ve yabancı 48 seçkin akademisyenin katılımıyla Merinos AKKM’de kapılarını açtı. 14. yüzyıl Bursa’sının siyasal, kültürel ve mimari dokusu, üç gün boyunca sürecek oturumlarla mercek altına alınıyor.
Dünya Akademisi Bursa İçin Tek Ses Oldu
6 Nisan fetih haftası etkinlikleri kapsamında düzenlenen sempozyum; Bursa Büyükşehir Belediyesi, TÜBA, Türk Tarih Kurumu ve Bursa Uludağ Üniversitesi iş birliğiyle gerçekleştiriliyor. Organizasyon, Türkiye’nin yanı sıra Hollanda, Sırbistan, İngiltere, İtalya ve Amerika’dan gelen tarihçileri bir araya getirerek uluslararası bir bilgi köprüsü kuruyor.
Sempozyumun Öne Çıkan Detayları:
-
Geniş Katılım: 6 ülkeden 48 akademisyen ve araştırmacı.
-
Yoğun Program: 3-5 Nisan tarihleri arasında 13 oturum ve 40 bilimsel bildiri.
-
Vefa Oturumları: İlk dört oturum; Halil İnalcık, Robert Ousterhout, Yusuf Oğuzoğlu ve İlber Ortaylı anısına gerçekleştiriliyor.
"700 Yıllık Mirası Geleceğe Taşıyoruz"
Yıldırım Bayezid Salonu’ndaki açılışta konuşan Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Mehmet Yıldız, Bursa’nın sadece bir şehir değil, bir medeniyetin doğuş noktası olduğunu vurguladı. Yıldız, “Köklerimizden aldığımız güçle, kent hafızasını korumayı ve bu güçlü mirası bilimsel çalışmalarla gelecek kuşaklara aktarmayı hedefliyoruz. 700. yıl coşkusu 17 ilçemizde yıl boyu sürecek” dedi.
8500 Yıllık Birikim, 700 Yıllık Türk Mührü
Bursa Uludağ Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Cafer Çiftçi, Bursa’nın 8500 yıllık köklü tarihine dikkat çekerek, 1326 yılında Orhan Bey tarafından gerçekleştirilen fethin şehre gerçek kimliğini kazandırdığını belirtti. Çiftçi, Bursa’nın fetihten kısa süre sonra bir dünya ticaret ve kültür merkezi haline geldiğini ifade etti.
Açılış Oturumu: Osmanlı’nın Yükseliş Şifreleri
Prof. Dr. Cafer Çiftçi moderatörlüğünde gerçekleşen ilk oturumda; Prof. Dr. Mehmet Öz, Prof. Dr. Murat Keçiş, Doç. Dr. Hasan Yılmazyaşar ve Prof. Vedat Turğut söz aldı. Akademisyenler; Bizans İmparatorluğu’nun durumu, Moğol istilasının etkileri ve Osmanlı beyliğinin bölgede kalıcı bir güç haline gelmesini sağlayan stratejik unsurları tarihsel perspektiflerle değerlendirdi.