Savaşların Gölgesinde Bayram: Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı’dan Çarpıcı Sosyolojik Analiz

Üsküdar Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, küresel ölçekte artan çatışma ve savaş ortamının, toplumsal hayatın en güçlü sembolik alanlarından biri olan bayramlar üzerindeki dönüştürücü etkisini değerlendirdi.

Süleymanlı’ya göre bayramlar, artık sadece bir kutlama değil, bir "dayanma pratiği" ve karmaşık bir duygu deneyimi haline geldi.


Bayramlar Artık Daha Katmanlı Bir Deneyim

Bayramların kolektif hafızanın ve dayanışmanın merkezi olduğunu belirten Prof. Dr. Süleymanlı, günümüzdeki çatışma ikliminin bu ritüellerin işlevini değiştirdiğini vurguladı. Bayramların klasik anlamdaki birleşme zemini olma özelliğini koruduğunu ancak koşulların izlerini taşıyan katmanlı bir yapıya büründüğünü ifade etti.


Toplumsal Duygu Rejimi Değişiyor: Coşku Yerini Burukluğa Bıraktı

Savaş ve belirsizliğin bireylerin duygusal dünyasını derinden sarstığına dikkat çeken Süleymanlı, şu tespitlerde bulundu:

  • Güvenlik Kaygısı: Tehdit algısının arttığı dönemlerde kolektif ritüellere yüklenen anlam farklılaşıyor.

  • Duygusal Dönüşüm: Bayramlardaki eski coşku, yerini daha temkinli ve yer yer buruk bir sevinç haline bırakıyor.

  • Sınırlı Birliktelik: Toplumsal buluşmalar artık daha kontrollü ve dar bir çerçevede gerçekleşiyor.


Çatışma Bölgelerinde Bayram: Bir "Hayatta Kalma" Refleksi

Doğrudan savaşın merkezinde yaşayanlar için bayramın anlamının tamamen başkalaştığını ifade eden Prof. Dr. Süleymanlı, bu durumu bir psikolojik gerilim olarak tanımladı:

“Siren seslerinin sıradanlaştığı yerlerde bayram, neşeden çok bir dayanma ve devam edebilme pratiğine dönüşür. İnsanlar korku ile umut, kayıp ile tutunma arzusu arasında gidip gelerek bayram ritüellerini sürdürmeye çalışır.”


"Dolaylı Etkilenme": Savaşın Etkisi Sınırları Aşıyor

Sıcak savaşın yaşanmadığı coğrafyalarda bile bireylerin huzursuz olduğunu belirten Süleymanlı, "genelleşmiş tehdit algısı" kavramına vurgu yaptı. Ekonomik dalgalanmalar ve sürekli savaş haberlerine maruz kalmanın, güvende olan bireylerde bile sevinç ile hüzün arasında ikili bir duygu durumu yarattığını söyledi.


Kamusal Dilde Güç Söylemi Ön Planda

Sosyolojik açıdan bayram dönemlerindeki siyasal söylemleri de analiz eden Süleymanlı, son yıllarda barış ve merhamet vurgusunun yer yer geri planda kaldığını; bunun yerine güvenlik, mücadele ve güç söylemlerinin kamusal dilde daha görünür hale geldiğini belirtti.


Sonuç: İnsan Kalma Çabası Olarak Bayram

Tüm zorluklara ve dönüşümlere rağmen bayramların varlığını sürdürdüğünü ifade eden Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, sözlerini şöyle tamamladı:

“Bayramlar, bireyin anlam arayışına cevap veren ve insanın ‘insan kalma’ çabasını destekleyen bir işlev üstlenir. Bayramların taşıdığı anlamın korunması, artık yalnızca kültürel bir mesele değil, aynı zamanda etik ve insani bir sorumluluktur.”