KILIÇDAROĞLU’NUN ETKİSİ BÜYÜK
“Ben bu durumu Sayın Kemal Kılıçdaroğlu'na da anlattım” diyen Özdemir; “Bu sıkıntılarımız var. Tabii bu sıkıntıları el birliğiyle aşmamız gerekiyor. Nerede zulme uğrayan varsa biz onun yanında olmalıyız. Dün gece Özel İstihdam Bürosu" açmayı düzenleyen yasayı bize zulmetmek için çıkardılar. Birileri bu yasadan rant sağlayacak. Nasıl taşeronda bizi kandırdıysalar, 750 bin taşeronun kadroya geçeceğini söyleyen Başbakan, yukarıdan gelen bir emirle görevi bıraktı gitti. Peki o taşeronların hali ne olacak. Çıkacak yasayı kabul etmiyoruz, halkı da buna inandıramıyoruz. İşçimizi inandıramıyoruz. Konuyu işçinin önüne getirdiğimizde biz şununla karşılaşıyoruz: Ne olur AKP'yi eleştirmeyin. Peki kimi eleştireceğiz biz. Bizim tabanımızdaki insanların bazıları bu cümleyi kuruyor bize. Böyle bir düzene girdik ve bir nevi biz de alıştık. Taşeronları daha çok artıracaklar ve çoğaldıkça da kıdem tazminatlarını da bu şirketlere verip bizim elimizde var olan hakkı alacaklar. İşçi benim karşıma gelip 'hangi iş güvencesinden bahsediyorsun' diyor. Ben istediğim kadar hukuku önlerine koyayım. İşveren işten atıyor, geriye iade de alınmama kararı paraya dayalı. Mahkeme kararı paraya dayalı. Bunu yapan işvereni tespit ettiğinde bu işverene hiçbir yaptırım yok ise sen işverenin karşısına geçip güvenceden bahsedemezsin. 7 yıl uğraşıldı taşeronla. Mahkemeyi kazandılar, hükümet mahkemelerden feragat etmezsen seni kadroya almam dedi. Bu çok acı bir durum. Sendika olarak işçinin önüne geçtik. Büyük bir bölümü mahkemelerden feragat edip kadroya geçtiler ve geriye dönük haklarını aldılar. Böyle bir anlayışla mücadele ediyoruz” ifadesini kullandı. Asgari ücretin 1300 TL olmasının sebebinin Kemal Kılıçdaroğlu olduğunu sözlerine ekleyen Sabri Özdemir; “Taşeron işçilerin gündeme gelmesi de aynı. Ancak bunu tabanımıza anlatamıyoruz” dedi.
İŞÇİNİN YANINDA OLMAYA DEVAM
Sabri Özdemir’in ardından söz alan CHP Bursa İl Başkanı Şadi Özdemir, “Biz Türk-iş olsun DİSK olsun daha doğrusu çalışanların örgütlerinin tamamının yanında olmayı bir görev olarak görüyoruz” diyerek sözlerine başladı. CHP’nin tercihini emekten yana kurmuş bir parti olduğunu belirten İL Başkanı Özdemir; “TÜRK-İŞ de tabii Türk iş dünyasının en eski örgütlerinden birisi. Dolayısıyla işçi sınıfının mücadelesinde büyük emek vermiş, büyük roller almış bir sendika. Bundan sonra sizin her etkinliğinizde eyleminizde, daha düştüğünüzde yanınızda olmak istiyoruz. Beraber mücadele vermeyi amaçlıyoruz. Biz de yeni bir siyaset ve örgütlenme anlayışıyla çalışıyoruz. Fabrikalarda sizin örgütlenmeniz gibi bizim de örgütlenmeye ihtiyacımız var. Özellikle büyük kitlelerin olduğu fabrikalardan başlarsak hem sizin hem de kendimiz için özel örgütlenme çalışmaları yapacağız. Çünkü biz örgütsüz olduğumuz sürece gelir üzerimize basarlar. 7 Haziran seçim öncesinde CHP siyasal, paylaşım tercihlerini çok net ortaya koydu. Hem işçi sınıfından yana hem tarımda köylüden yana hem de esnaftan yana bütün dezavantajlı gruplardan yana tercihlerini açık ve net ortaya koyduk. Siyasette bunun karşılığı oy olarak oluşmadı belki ancak algı olarak olumluydu. Biz buna devam edeceğiz” dedi. “O dönemde AKP algı yanıltması yaptı” ifadelerini kullanan Şadi Özdemir; “CHP'nin görüşü netti. Bütün taşeron sistemi kalkacak ve hepsi kadroya geçecekti. AKP'nin taşerona kadro adı altında söylediği asli işlerde çalışanlara kadro gibi bir şey yaptı. Zaten bunun kanunu çıkmıştı. Asli iş tanımını da Bakanlar Kurulu'na bırakmıştı. Bakanlar Kurulu asli iş tanımını yapmadığı için taşeronlardaki asli işlerde çalışan arkadaşlar da kadroya giremiyordu. Bunun da sayısı 100 bin civarında. Sonra 750 bin kişiye kadro yalanını attılar. Aslında orada da kadro yok. Özel sektör şirketlerinden almak yerine devlet şirketi üzerinden yine taşeron sistemi planladılar ve onu yapmaya çalıştılar. O da olmadı tabii. Olamaz çünkü Türkiye'deki iktidarı yöneten parti tercihlerini çalışandan, yoksuldan yana koymuş değil. Açık ve net, AKP iktidara geldiği gün tüm üretimin yüzde 39'unu nüfusun yüzde 1'i alıyordu. 13-14 yılda aynı oran yüzde 39'dan yüzde 54'e çıktı. Ürettiğimiz değerin daha fazlasını yüzde 1'e aktardılar” açıklamasını yaptı.
KENDİLERİNE DARBE YAPTILAR
Özdemir sözlerini şöyle sürdürdü: “Türkiye daha çok inşaat sanayisinde büyümeye çalışıyor. İnşaat yaparak Türkiye'nin büyüme şansı yoktur. Çok inşaat yaparsınız, bugün büyük inşaat durur ekonomi çöker. Türkiye'nin ekonomisi tüketim ekonomisine dayalı. AKP geldiğinde 6 katrilyon olan tüketici kredi borçları şimdi 380 katrilyona çıkmış. Çiftçinin ve esnafın da aynı şekilde. Dolayısıyla bu iç talebi de daraltıyor. Gelecek 4-5-6 yıllık kazançlarını insanlar harcamış durumda. Bu da en çok yine çalışanın sırtına yük olarak dönüyor. Ciddi bir değişime ihtiyaç var.” Başbakan Ahmet Davutoğlu ile ilgili yaşanan olayları ‘darbe’ olarak adlandıran CHP İl Başkanı Şadi Özdemir; “Son 4 Mayıs darbesi olarak adlandırdığımız operasyonda Türkiye'nin çivisi iyice çıktı. Türkiye'de kanun ve hukukun Cumhurbaşkanı başta olmak üzere hiçe sayıldığını görüyoruz. 5 yıl, 10 yıl, 20 yıl önce darbe girişimini planlamıştım ama yapamamıştım diyen insanları hapislerde çürüttüren bu kadro açık bir darbe yapmıştır. 28 Şubat'a göre çok daha serttir. Üstelik darbeyi yapan da darbeye muhatap olan da kendileridir. AKP'li arkadaşlar da belirli çıkarlar uğruna son derece olağanmış gibi kabullenmiş durumda. Ancak işçi sınıfı bu konularda da diğer iş ve memur örgütleriyle daha dinamik işbirliğine girip üretimden gelen gücünü de ortaya koymak zorundadır. Korkunun ecele faydası yok. Ucuza sigortasız çalışmak için buralara gelen gelmek isteyen milyonlarca insan var. Biz bir an önce emeğimize sahip çıkmalıyız. Bundan sonraki faaliyetlerde yine beraber olmak istiyoruz” dedi.
ÇOK ÖNCEDEN PLANLAMIŞLAR
CHP Bursa Milletvekili ve Genel Başkan Yardımcısı Lale Karabıyık ise "Özel İstihdam Bürosu" açmayı düzenleyen yasa ile ilgili konuşarak söze başladı. Karabıyık; “Akşam bu kanun geçti ancak daha önce plan bütçe komisyonuna gelmişti. Önce şunu ifade edeyim, Türkiye'de zaten 200'li yıllara kadar sendikalaşma oranı yüzde 57'5'lere gelirken, son dönemde bu yüzde 9 seviyesine indi ve maalesef bu yüzde 9'un da sadece yüzde 4,9'u toplu sözleşmeli. Uluslararası alanda verileri değerlendirdiğimiz zaman toplu sözleşmeleri baz alıyoruz. Kitle örgütlerinin engellenmesi esasında iktidarın hedeflerinden bir tanesi. Yapıya baktığınızda sosyal yardımlarla götürülmeye çalışılan ve yoksullaşmanın hedeflendiği bir süreç içerisindeyiz. Bunu şuradan anlıyorum; her ülkede sosyal yardımlar vardır, olmalıdır da ama sosyal yardımların merkezinde de isdihtam politikaları vardır. Oysa bizde öyle değil. Son orta vadeli programda bile istihdam yaratacak hiçbir bir şey görmek mümkün değil. Durum böyle olunca hem işsizlik artıyor hem de mevcut emekçilerin hakkı asla korunamıyor. İtaat eden ve oynarı yoksullaştırmayla mecburi olarak bağlanan bir toplum karşımıza çıkıyor. Şu anda akşam geçen yasayı hiç yadırgamıyorum ve onların açısından baktığımda da onların doğru yaptığı bir şey. Çünkü onlara göre yoksulluk ve itaat devam etmeli. Onlar açısından bakıldığında şaşırmıyorum. Bu sürecin başlangıcı 2-2,5 ay önce plan ve bütçe komisyonuydu. Ben de o komisyonun üyesiyim. Biz çok tartıştık. Fakat AKP 25 kişi, CHP 9, HDP 3, MHP de 2 kişiydi. Bir yere kadar müdahale edebiliyorsunuz. Ne kadar mücadele verilirse verilsin, oylamaya geçildiğinde bu sonuç ortaya çıkıyor. Akşam geçen kanunu yıllar öncesine dönen bir köle pazarı olarak tanımlıyorum. Başka bir şey aklıma gelmiyor. Birilerini memnun edecektir ve çok önceden planlanmıştır” açıklamasını yaptı.
ÇIKAN KANUN İNSANLIK AYIBIDIR
Yasanın insanlık ayıbı olduğunu açıklayan Lale Karabıyık; “Uluslararası normlarda bu kadar bir yerlere gelmeye çalışan Türkiye'nin aslında ayıbıdır. Biz taşeron çalışanları kadroya kavuşturacağız derken iş barışını bozacak çok daha kötü şeyler yapılıyor mecliste. Bu konuda yapmamız gereken her şeyi yaptık. Ancak şöyle bakıyorlar, toplumun yüzde 49,5'u bize oy verdi. Demek ki herkes memnun deniyor. Karşınızda teknik olarak tartışabileceğiniz bir kitle yok. Sadece biraz sıkıştıkları zaman siz sandıktan çıkan oya bakın diyen bir kesim var. Siz milli iradeye saygı duyan bir iktidar var zannediyorsunuz ama gelin görün ki bir kişinin isteğiyle başbakan bile istifa etmek zorunda kalıyor. Hani sizin saygı duyduğunuz milli irade demeden duramıyoruz. Akşam kahrolduk, 2 ay önce de kahrolduk. Asgari ücrette de öyle oldu. AGİ içinde diye hissettirdiler. AGİ içinde falan değil ama vatandaş sorgulamıyor. Bizler basın toplantısı yaparak bunları duyurmaya çalışıyoruz. Bir şeyler yanlış, bizim getirmek istediğimiz model bu değil diyoruz. İnanın test edilmeden, hiçbir etkinlik analizi yapılmadan çıkıyor kanunlar. Çalakalem yapılıyor. Bu komisyona girmeden önce bazı şeylerin çok teknik çalışmalar sonucunda ortaya çıktığını zannediyordum büyük hayal kırıklığına uğradım. Bu Anayasa Mahkemesi'nin insafına kalmış bir durum. Bu ay dilekçelerin yüzde 49'u taşeron yasasıyla ilgili. Biz bu konuda da çalışmaları yaptık. En son geldiğimiz nokta bu ama akşam geçen yasa Türkiye'nin ayıbıdır” diyerek sözlerine son noktayı koydu.