Forumda
Taksim Gezi Parkı Derneği’nden Bülent Müftüoğlu, gezi parkı eylemlerini ilk geceden günümüze yorumladığı değerlendirmesinde, “Bu kadarını biz de beklemiyorduk. Anadolu’nun imece geleneği, doğa ile insan arasındaki birlikteliği ve komün ruhu arasındaki bağı gösteren Gezi eylemleri belki de bundan 15 yıl sonra Türkiye’nin genelini saran bir direniş hareketi olarak çok daha iyi anlaşılacak,” dedi.
Suyun Ticarileşmesine Hayır Platformu Temsilcisi Prof. Dr. Fuat Ercan ise “Gezi direnişi ve çevreci mücadeleler bize farklı renklerin bir araya gelerek emeği sömüren diktacı sermayeye karşı ‘hayır’ diyebilmenin heyecanını yaşattı,” dedi. Ercan ayrıca Bursa’da maden ve taş ocağı işletmeleri için yapılan başvuruların %76’sına izin verildiğini kaydederek önümüzdeki yıllarda Bursa’nın bu işletmeler nedeni ile doğa katliamlarına maruz kalacağını ifade etti.
Kimya Mühendisleri Odası Genel Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Ali Uluşahin ise Mustafakemalpaşa’da Marzinc şirketi tarafından yapılması planlanan baca tozu geri kazanım tesisine karşı başlayan çevreci mücadeleden itibaren Bursa’daki çevre eylemelerini değerlendirdi. Uluşahin, “Bu eylemelerin ortak noktası olarak gördük ki köy kadını direniyor. Yaşam alanlarını kimseye teslim etmeyeceğini ortaya koyuyor. Mermer ve taş ocakları nedeni ile içme suları kirlenen Başköylü kadınların mücadelesi hala devam ediyor. Bursa’nın tüm dinamikleri ile Başköylüler’e olan desteğini arttırarak sürdürmesi gerekiyor,” dedi. Uluşahin ayrıca
Özellikle AK Parti döneminde toprağın ve suyun bir rant aracı olarak görülmeye başladığını savunan Ziraat Mühendisleri Odası Şube Başkanı Ertuğrul Aksoy ise Büyükşehir Yasası’nı eleştirdi. Aksoy bu yasayla Türkiye’de tüzel kişiliği ellerinden alınan ve bir gecede “şehirli” ilan edilen 30 bin köyün su kaynakları ve mera alanlarının büyükşehir belediyelerinin tasarrufuna bırakıldığını
Nilüfer Kent Konseyi