Yaklaşık üç aydan bu yana tüm dünyayı yakından ilgilendiren, hayatlarımızı kısıtlayan, insanları birbirinden uzaklaştıran bir virüsle mücadele ediyoruz. Bu süre içerisinde birçok şeyin aslında göründüğü gibi olmadığına hayretler içinde şahit olduk. Örneğin sosyal haklara ve insanlarına çok değer verdiğini bildiğimiz ülkelerin çoğu bu salgın sürecinde sağlık hizmetleri anlamında sınıfta kaldılar. Sağlık hizmetlerinin bu ülkelerde daha çok zenginlere hizmet ettiğini anladık. Ekipman bakımından o kadar zayıflardı ki, doktorlar hastaların yaşayabilmeleri için seçim yapmaya mecbur kaldılar. Yaşlı insanlar hastalıktan, bakımsızlıktan ve terk edilmişlikten huzurevlerinde öldüler. Bu çok acı bir durum. Basit bir maskeyi bile temin etmekte zorlandılar. Tabir-i caizse madalyonun diğer tarafını görmüş olduk.
        Devletimiz ise bu süreci,  zamanında aldığı önlemlerle, olabileceğince iyi şekliyle yönetti. Elbette bizim de kayıplarımız var ama böyle bir virüs karşısında, yapacak daha fazla bir şey yoktu maalesef..
       Her geçen gün hakkında yeni bir şey öğreniyor ve etkisinin uzun süreceği söylenen bu virüsle yaşamayı öğreniyoruz. Sahip olduğumuz tıbbi donanım ve has taneler bakımından şanslıyız. Buralarda halen görev yapmakta olan doktorlarımıza, hemşirelerimize ve tüm sağlık çalışanlarına çok şey borçluyuz. Haklarını ödeyemeyiz.
          İçerisinde yaşamakta olduğumuz bu  zorlu süreç, bize çok farkındalıklar kattı. İbret almasını bilene çok güzel dersler verdi. Dedi ki insanlığa bu virüs " Sen misin doğayı, denizi, havayı acımasızca kirleten…
Sen misin anneyi, babayı, büyükleri ihmal eden. Seyret şimdi onları dokunamadan ve sarılamadan...
Sen misin gerçek dünya gözünün önünde iken, ömrünü telefon ve tabletlere adayan. Şimdi sanallığın yapaylığında avut kendini...
Kapında son model araban olsa da süremezsin...
Dolaplar dolusu kıyafetin olsa da giyemezsin...
Tonlarca paran olsa harcayamazsın." 
Zengin fakir ayırmayan bir virüs bu enteresan bir şekilde...
           Her şeyde bir hayır vardır sözünden hareket edersek korona sürecinde, tabiat geçici de olsa eve kapandığımız için kendini yenileme fırsatı buldu. Evde yalnız kalmak, gizli kalmış yeteneklerimizi ortaya çıkardı. Kimi resim çizdi, kimi müzik yaptı. Kimi mutfakta yetenekli olabildiğini keşfetti. Hayata bir es vermiş olduk zorunlu da olsa.
Milli ve dini bayramlarımızı bu şartlarda da olsa kutladık. 23 Nisan ve 19 Mayıs’ta balkonlara bayraklarımızı astık...Milli marşımızı hep bir ağızdan gururla söyledik.. Ramazan Bayramı'nda sarılamadık birbirimize ama görüntülü telefonlarla hasret giderdik...
Gelenekle teknolojiyi sentezledik belki de...
           Diliyorum ki bu acılı ve sancılı dönem çok sürmez. Önlemlerimizi almaya devam edelim ve doktorların tavsiyelerine uyalım. Biz sıcakkanlı bir milletiz. Kuralları esnetmeyi seven, Akdeniz tipi insanlarız, fakat bu defa durum çok ciddi. Korona’nın bize ve tüm insanlığa yaşattığı zorlukları, acıları unutmadan verdiği  ibretlik hayat derslerini göz ardı etmeden, tüm insanları gözetmek zorunda olduğumuzu unutmayalım. İnanıyorum ki kurallara uyarsak, hep özleyeceğimiz o eski normallere dönemsek de, yeni normallere daha  sağlıklı bir başlangıç yaparız.
                        Sağlıkla kalın...
 
 
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner88

banner89

banner92

banner81

banner82

banner83

banner84

banner91

banner95

banner97